YENİ MİLİTARİZME ANTİ MİLİTARİST OLMAK (1)

Anti militarizm devletin militarist baskıcılığına devlet ya da insanlar için hiç bir tehdit olmayan köylerdeki insanları ya da kamplarda kalan silahsız kişileri de havadan bombalamasına kararlılıkla karşı durmak ne kadar haklı ve doğru ise PKK ve Suriye Kolu PYD/YPG milislerinin savaş suçlarına, sistematik insan hakları ihlallerine de aynı kararlılıkla ve tavizsiz bir dille karşı çıkmayı gerektirir. Bu anlamda anti militarist olmak hiç de kolay bir iş değildir.

Savaş insan toplulukları arasında kabileler arası çatışma düzeyinde iken uygarlık denilen tahakküm süreci ile beraber artık her tür ilerlemenin ve sofistike şiddetin ebesi olan Devletle uygarlığın ayrılmaz bir parçası haline geldi tahakkümün en çıplak zor biçimlerinden biri olan savaş; eksen çağı da denilen ve genellikle bütün nehir uygarlıkları ya da devletlerin nerede ise eş zamanlı yükseldiği bir zamanda devletle bütünleşik hale geldi. Savaş Siyaseti diye de dar bir tanımla ifade edersek militarizm devletin bir parçası haline geldi. O yüzden belki de 1980’lere dek savaş ve militarizm kavramları hep devletle özdeş oldu. Buna mukabil devletlere karşı sistematik bir isyanı ifade eden direniş ise militarizmle özdeş sayılmadı. Ancak özellikle soğuk savaş sonrası savaşların ana aktörü devletler olmakla beraber militarizm artık sadece devletle özdeş bir şey olmaktan çıktı. Savaşın yeni aktörleri özellikle de en müşahhas örneklerine Afrikada rastlanan Savaş Ağalığı kavramı yeni militarizm olgusunun belirleyicisi oldu. Bu yazı da iki olguyu ele alacağım ki bunlar birbirinden bağımsız değil. İlki ekoloji hareketinin kendi savunduğu temel zemin olan canlı hayatın ya da teknik ifade ile biyosferin savaş nedeni ile yıkıma uğraması, doğanın ayrılmaz bir parçası olan insanların da bu savaşlarda can kayıpları yaşaması vb olgular etrafında ekoloji ve anti militarizm ilişkisini ikincisi ise özellikle milis militarizminin görülmemesine yönelik iki yüzlü bulduğum “direniş kutsaldır sorgulanamaz” şeklindeki solcu kült. Her iki olguyu da Yeni Militarizm ve Savaş Ağalığı kapsamında ele alacağım.

Militarizm ve Anti-Militarist Olmak

Militarizm, bir hükümetin veya bir halkın, bir devletin güçlü bir askeri kapasiteye sahip olması ve bunu ulusal çıkarları ve/veya değerleri genişletmek için saldırgan bir şekilde kullanması gerektiğine dair inanç veya arzusudur. Bu tanımdan hareket edersek şu anda AKMHP dönemi kayzer almanyası ya da hitler almanyası gibi şahin bir milliyetçiliğin eşlik ettiği bir alt emperyalizm için miltarizmi seferber etmiş durumda. 30 yıldır savaştığı Kürdistan İşçi Partisi ya da kamuoyunda yaygın bilinen adı ile PKK’yi ve onun yerleşimlerini gerekçe gösterip teröre karşı mücadele verdiği argümanın ileri sürerek bölgede yayılmacı bir politika güdülüyor. İnsan Hakları Kuruluşları, Savaş Karşıtları PKK kamplarının olduğu ama aynı zamanda bu kamplarla içiçe geçmiş çocukların, kadınların, yaşlıların daha doğrusu 30 yıldır yaşanan savaştan bu bölgelere sığınmış köylülerin de olduğu bölgelere Hava Saldırıları düzenlenmesine itiraz ediyor.

Askeri Teknolojinin tarihsel gelişimi üzerine araştırmaları olanlar bilir topun icadı ile birlikte savaş ilk kez sadece savaşçıların karşı karşıya gelip birbirini öldürdüğü bir ölüm sporu olmaktan çıkıp, sivil asker ayrımının ve savaş alanı kavramının bulanıklaşmasına neden oldu. Uçaklar ve Füzeler ise savaşın iyice sanal bir şey haline gelmesine yol açarken, topun bulanıklaştırdığı ayrımı hiç ayırdedilmez bir şeye dönüştürdü. Bu nedenle topla başlayan savaşın bir kitle katliamına hatta bir soykırıma dönüşmesi olgusu uçaklar ve füzeler ile artık sistematik bir şey halini aldı. Tam da bu nedenle uçaklarla yapılan bu saldırılar sıradan köylü diyeceğimiz bir çok insanın ölümüne neden oluyor. Bunun yanısıra ateşli silahlar ile savaşlarda askeri denklik de ortadan kalktı. Uçak ise bu eşitsizliği iyice derinleştirdi. Eğer en gelişmiş uçaksavar füzelere sahip değilseniz uçaklar karşısında en sıkı savaşçılardan oluşan savaş kapasitesine de sahip olsanız şansınız yok.

Gerilla tipi savaş ya da akademik literatürde geçen hali ile asimeterik savaşta uçak ve İHA gibi silahlar ilk kez devletlere gerilla savaşı verenlere karşı büyük kayıplar verdirten bir üstünlük imkanı sağladı. Omuzdan fırlatılan Stinger füzeleri bile hava bombardumanlarında etkisiz kalıyor çünkü bu füzelerin menzili daha çok alçak irtifada uçan İHA, Uçak ya da Helikopter gibi hava silahları için. Ama daha yüksekten bırakılan güdümlü bombalar taşıyan uçaklar da uçaksavar füzeler şart. Bundan dolayı Türki Devleti 30 yıldır PKK ile süren savaşta bu hava araçları ile ciddi bir alan hakimiyeti sağlayabildi. PKK çevrelerinin bir anda sıkı bir savaş karşıtı kesilmelerinde bu durumun önemli bir etkisi mevcut yazık ki.

Ama bizler için durum farklı değil. Sonuçta bomba ile bedenleri paramparça olanlar devlet nezdinde “terörist” olarak addedilse bile bizler için öncelikle insanlar, canlı varlıklar. Biz savaş karşıtları, militarizmin gözünde “imha edildiler” denilerek eşyalaştırılan savaşçılara/askerlere onlar ne kadar insanlıktan hatta bir canlı varlık olmaktan çıkarılsalar da insan ve bir hayat olarak bakarız ve bir “terörist”in de savaş hukuku içinde muamele görmesini hiç çekinmeden talep ederiz. Asıl hedefimiz savaşın ve askeri eylemliliğin tamamen silinmesi bütün orduların, bütün milis ordumsularının feshedilmesi, bütün silahların bir daha yenilenemeyecek şekilde imha edilmesi yok edilmesi ve savaş dilinin tamamı ile ortadan kalkması olsa da  hiç olmaz ise savaşlar için oluşturulmuş insancıl hukukun uygulanmasını talep ederiz de. Bu anti militaristliğimize de bir halkın kendi fiziki insani varlığını sürdürmesi dışında askeri her eylemi lanetleme, askeri olandan, şiddetin her biçiminden ölesiye nefret etmemize halel getirmez.

Tam da bu nedenle Kaz Dağları İstanbul Dayanışması (KİD) mensubu bir grup arkadaşın savaşın yarattığı ekolojik yıkıma da dikkat çekerek Türkiye’nin Suriye ve Iraktaki Kürt Askeri ve Sivil Yerleşimlerine yönelik başlattığı hava harekatını eleştirip karşı çıkmaları ekoloji hareketi için yüz akı denecek bir şey. Ancak tam burada uzun bir ama çekmem gerek çünkü anti militarizm militarist diyeceğimiz yani askeri eylemsellik ve şiddet karşısında tavizsiz olarak barışı ve olabildiğince şiddetsiz direnişi savunmaya dayanan aktif pasifizmi unutmamak ve devletlerin militer eylemselliklerine olduğu kadar, milis güçlerine de itirazları nettir. Silahı olanların silahı olmayanlara dönük baskıları, onlara dönük şiddeti de aynı kararlılıkla ve tavivsiz bir biçimde kınamayı, en sert dille eleştirmeyi içerir. Bu anlamda anti militarizm devletin militarist baskıcılığına devlet ya da insanlar için hiç bir tehdit olmayan köylerdeki insanları ya da kamplarda kalan silahsız kişileri de havadan bombalamasına kararlılıkla karşı durmak ne kadar haklı ve doğru ise PKK ve Suriye Kolu PYD/YPG milislerinin savaş suçlarına, sistematik insan hakları ihlallerine de aynı kararlılıkla ve tavizsiz bir dille karşı çıkmayı gerektirir. Bu anlamda anti militarist olmak hiç de kolay bir iş değildir.

Tam bu noktada bir anımı paylaşmak istiyorum AKP’nin henüz bu kadar faşizan bir parti ve aleni dikta rejimi haline gelen yönetimi olmadığı, AB ile ilişkiler nedeni ile biçimsel demokrasi alanında gerçekten kaydadeğer iyileştirmeler yaptığı dönemde henüz yasaklanmamış olan ve anarşistlerin kurduğu Savaş Karşıtları Derneğinin (hatırımda yanlış kalmadı ise 2008-2009 yıllarında) Taksim Tünel yakınlarındaki İBB’nin Tarık Zafer Tunaya Kültür merkezindeki toplantısına katılmıştım. Toplantının konusu vicdani red idi. Konu çok doğal olarak Kürt Coğrafyasında süren savaşa da geldi. SKD’li arkadaşlar ayrımsız bir biçimde vicdani reddi savunurken, PKK sempatizanı olduğunu düşündüğüm birisi aynen şunları söyledi “Kürtler Vicdani red yapmayıp gerillaya katılmalı ya da desteklemeli buralarda (batı bölgelerini kastederek) ise Vicdani Red tavizssiz savunululup olabildiğince çok gencin asker olmaması için çablanmalı” . Bu anıya neden yer verdim. Bu sözler sizin bambaşka niyetlerle savunduğunuz bir değerin nasıl suistimal edilebileceği konusunda iyi bir örnek. Kürt Siyasi hareketi ne zaman TSK operasyon yapsa hemen anti-militarist söylemi tedavüle sokarken, diğer yandan gerilla şu kadar askeri öldürdü, gerilla şu baskını yaptı gibi bildiğimiz propaganda dilini kullanıyor.

KİD’deki arkadaşlar çok tutarlı bir şekilde ekolojist olmanın doğası gereği savaş karşıtı olması gerektiğini düşünerek hava saldırılarına karşı çıkarken PKK/PYD çevreleri bu saldırıların kendi askeri birimlerine zarar verme kaygısı ile anti-militaristmiş gibi yapıyor. O yüzden savaş karşıtlığının, anti-militarizmin bu kurnazlığın dolgu malzemesi olmamak için PKK ve YPG’nin militarizmine de savaş suçları, insan hakları ihallelerine de hiç gocunmadan aynı tavizsizlik ile karşı çıkıp en sert biçimde eleştirmek gerekir. Elbette bunu derken mesela TSK YPG’ye saldırdığında YPG’nin karşı saldırı yapmasını kastetmiyorum. Ne denli eleştirel bir mesafe içinde olsam da YPG’nin kendi topraklarını savunmasını militarizm olarak yermiyorum. Şiddet karşıtı olmak Pavlusçu bir mantıkla öbür yanağını dönmek değildir.(Gerçi bu konuda da Anarşizm ve Din isimli editörlüğünü Alişan Şahin’in yaptığı ve öteki yayınlarından çıkan bir kitapta bir Hrıstiyan Anarşistin aslında bunun sanıldığı gibi bir teslimiyet değil çok güçlü bir karşı koyuş hatta müthiş bir şiddet olduğunu savunan yazısını da hatırlatmış olayım.) Bir halkın kendi yaşadığı yeri savunması meşru bir haktır. Eleştirilerim buna değil. Eleştirilerim örneğin Gazzede süren insanlık dışı şiddete Kürt Hareketi yarım ağız oldu uzun süre, ha keza ABD’nin tabka barajını bombalaması gibi olgular karşısında üç maymunun oynanması gibi olgulara karşı da ABD’nin diğer savaş suçlarına da yüksek sesle biz anti-militaristler gibi yüksek perdeden itiraz etmedi. Bunda örgütsel hesapların ilkelere öncel olmasının bir etken olduğu malum. Bu babda.Yani Kürt Siyasi hareketi kendine savaş karşıtı.

Bunun kendi içinde benim doğrularımla hiç uyuşmasa da anlaşılabilirliği olduğunu inkar etmiyorum, ama yanılmıyorsam Hegelin ünlü sözlerinden biridir “anlamak onaylamak değildir”. Yani evet bu çifte standart anlaşılabilir, iki yüzlülüğün nedenleri var ama kırmızıya da boyasalar kediye kedi derim ilkesi gereği sonuçta bu bir ikiyüzlülük nalıncı keseri gibi kendine yontmaya dayanıyor. Bu anlamda Kürt Hareketi çifte standarta dayanabilir ama ekolojist karekterli anti militarizm adil olmak zorundadır yani ortada bir ihlal varsa, değerlerimize ters düşüyorsa kimsenin ne dediği bir önem taşımaz, bu ilkeli olmak meselesidir. Anti-Militarist olmak tam da bu nedenle tavizsiz olmayı gerektirdiğinden zor iştir. Ve tam da bu nedenle yeni militarizme de anti militarist olmayı gerektirir.

Zeen is a next generation WordPress theme. It’s powerful, beautifully designed and comes with everything you need to engage your visitors and increase conversions.

Foto Galeri

Daha Fazla İçerik
Çocuksuz kuşlar gelecekteki fayda uğruna üremelerini erteliyorlar
ÇOCUKSUZ KUŞLAR BAKICILIK YAPIYOR
%d blogcu bunu beğendi: