sosyalizme çağrı

SOSYALİZM İÇİN

Sosyalizm, bir idealin yardımıyla yeni bir gerçeklik yaratma mücadelesidir. . Kültürüz, ruhsuz, sefalet ve çöküşün ruhsuz zamanlarında, kendilerini –yaşamlarında, düşüncelerinde, hislerinde ve iradelerinde-  tümüyle yutmak isteyen bu genel koşulların altında hem dışardan hem içeriden cefa çeken insanların, bu girdaba direnen insanların bir ideali olmalıdır. Elbette bu gerçeklik idealden farklı olacak, ona benzer olacak ve fakat özdeş olmayacaktır. Artık bu, insiyaki, istekli ve dertli insanın bir hayali olmadığından, daha çok canlı insanların sosyal hayatı, komünalliği, yaşamı olacaktır.

Güstav Landauer-Çev: Nesrin Aytekin

Sosyalizm için çağrı yapan kim olursa olsun sosyalizmin ya neredeyse ya da tümüyle yok olan, ya henüz ya da artık var olmayan bir şey olduğu görüşüne sahip olmalıdır. Biri itiraz edebilir: “Elbette, sosyalizm, sosyalist toplum mevcut değildir. Henüz burada değildir fakat onu elde etmek için –onun nasıl geleceğine dair içgörüler, bilgi, öğretilerle çaba harcanmaktadır”. Hayır, burada çağrısını yaptığım sosyalizmin kastı bu değildir. Sosyalizm ile ben daha ziyade insan iradesinin bir temayülünü ve sosyalizmin başarılmasını sağlayacak koşulların ve yolların kavranmasını kastediyorum. Yine de bu sosyalizm, neredeyse hiç yoktur ve her zamanki gibi sefil bir haldedir. Bu yüzden beni duymak isteyen her kişiye konuşuyorum ve umuyorum ki sesim beni duymak istemeyen çoğu kişiye de eninde sonunda ulaşacak: sosyalizm için çağrı yapıyorum.

Sosyalizm nedir? İnsanlar bu kelime ile ne kastetmektedir? Ve günümüzde sosyalizm adıyla bilinen şey nedir? Hangi koşullar altında, toplumun hangi anında –genellikle söylendiği gibi hangi kalkınma anında- gerçekliğe dönüşebilir?

Sosyalizm Yeni Bir Gerçeklik Yaratma Mücadelesidir

Sosyalizm, bir idealin yardımıyla yeni bir gerçeklik yaratma mücadelesidir. Bu ilk girişim, “ideal” kelimesi,  acınası ikiyüzlüler ve idealist adıyla bilinmek isteyen zayıf karakterli kimseler ve kendilerine realist denmesinden hoşlanan kültürsüz bilim köleleri yüzünden itibarsızlaşmış olmasına rağmen, gereklidir. Kültürüz, ruhsuz, sefalet ve çöküşün ruhsuz zamanlarında, kendilerini –yaşamlarında, düşüncelerinde, hislerinde ve iradelerinde-  tümüyle yutmak isteyen bu genel koşulların altında hem dışardan hem içeriden cefa çeken insanların, bu girdaba direnen insanların bir ideali olmalıdır. Bu insanların baskıcı ahlaksızlık ve durumlarının alçaltılmasına ilişkin içgörüleri vardır. Kendilerini bataklık gibi çevreleyen sefaletten tarif edilmez biçimde iğrenmektedirler. İleriye doğru baskı yapan ve daha iyi şeylere özlem duyan enerjileri vardır ve bu yüzden kendilerinde yüce bir güzellik ve mükemmellik içerisindeki saf, faydalı ve neşeli bir insan toplumsallığı biçiminin imgesi zuhur etmektedir. Bir grup, ne kadar büyük ya da küçük olursa olsun istediğinde ve buna göre hareket ettiğinde; bir ülkenin tamamı veya ülkelerin bu yeni fikri hevesle kavrayıp gerçekleştirmek için nüfuzlarını kullanmaları halinde neyin nasıl olacağını geniş, genel hatlarıyla görmektedirler ve şimdilerde ise bunun böyle olabileceğini artık söylemiyorlar. Bunun yerine (sosyalizm) gelmeli ve gelmek zorundadır, diyorlar. İnsan nesillerinin sabık tarihini kavradıkları zaman, şöyle söylemiyorlar: bu ideal kâğıt üzerinde durduğu gibi açık ve sade bir şekilde gerçekliğe dönüşmelidir. İyi biliyorlar ki ideal, akıllarının ve ruhlarının tahayyül edebileceği en iyi şey, yaşamın güzelliği ve neşesindeki en yüksek noktadır. (İdeal); ruh, akıl ve düşüncenin bir cüzüdür. Bununla birlikte gerçeklik, bireysel insanın düşünüşü ile hiçbir zaman aynı değildir. Öyle olsaydı sıkıcı olurdu ve bizler, netice itibariyle ikili bir dünyaya sahiptik: önce tasavvur edilen idea (anticipatory idea) dünyasında, sonra dış dünyadaki tıpkısının aynısı suretler dünyasında. Bu ise hiçbir zaman böyle olmamıştır ve hiçbir zaman da böyle olmayacaktır.

Bizim Gerçekliğimiz İdeal Üzerinden Gerçekleşiyor

İdeal, gerçekliğe dönüşmez; fakat bizim gerçekliğimiz zamanımızda ideal üzerinden, sadece ideal üzerinden gerçekleşmektedir. Daha iyi bir olasılık görmeyişimizin ötesinde bir şeyler tasavvur ediyoruz. Nihai olanı algılıyoruz ve diyoruz ki : “Benim istediğim budur!” – sonra da bunu elde etmek için herşeyi yapıyoruz. Birey, sanki aydınlanma ile üstesinden geliyor, refik arıyor ve onları buluyor. İdeanın akıllarına ve kalplerine şimşek çakar gibi düştüğü başkaları da vardır. Bu gibiler için havadaki bir şey gibidir bu. Ayrıca, sadece hafif uyuyan, anlayışı ince bir zarla örtülü, enerjisi sadece hafif bir anestetik altında bulunan başkalarına da ulaşır.  Şimdi ise bunlar birliktedir. Birlikte yollar aramaktadır. Küçük gruplarla ve kitlelerle, büyük şehirlerde, daha küçük şehirlerde ve ülkede tartışmalar düzenlemektedir. Dış sıkıntılar iç sıkıntıları uyandırmaktadır. Mukaddes tatminsizlik, uyanmış ve uyarılmıştır. Ruh gibi bir şeydir –ruh komünaldir, ruh birlik ve özgürlüktür, ruh insanların birliğidir, çok yakında daha da net bir şekilde göreceğiz – insanlara bir ruh geliyor ve ruh her nerede var ise orada insanları ayağa kaldırıyor ve nerede insanlar varsa orada ileri hareket ettirici bir engel, bir irade vardır. Nerede irade varsa orada bir yol vardır. Bu ifade doğru: fakat yol sadece oradadır. Ve ışık gitgide daha çok netleşmekte, daha derinlere nüfuz etmektedir. Örten, net, donuk bataklık sisi hiç olmadığı kadar yukarı kalkmıştır. Bir halk birleşmektedir, uyanmaktadır. Eylemler yapılmaktadır. Varsayılan engeller önemsiz ve kolayca üstesinden gelinebilir kabul edilmektedir. Diğer engeller birleşmiş güç ile kaldırılmaktadır zira ruh, dünyada hiçbir şeyin engelleyemeyeceği neşedir, güçtür, harekettir. Temas etmeye çalıştığım nokta budur! Bu ses ve bu kontrol edilemez özlem bireylerin kalbinden eşit ve birleşmiş bir şekilde, birden ortaya çıkmaktadır ve böylelikle bu yeni gerçeklik yaratılmaktadır. Elbette bu gerçeklik idealden farklı olacak, ona benzer olacak ve fakat özdeş olmayacaktır. Artık bu, insiyaki, istekli ve dertli insanın bir hayali olmadığından, daha çok canlı insanların sosyal hayatı, komünalliği, yaşamı olacaktır. Bir halk olacaktır; kültür, neşe olacaktır. Bugün neşenin ne olduğunu kim bilmektedir? (Neşe): Âşık, belli belirsiz ya da net olan bir hisle sevgilisinin, yaşam olan her şeyin özünü ve yaşamı yaratan olduğunu düşündüğünde; yaratıcı bir sanatçı, geç bir saatte benzer fikirlere sahip bir arkadaşıyla yalnızken ya da zihninde ve çalışmasında insanlarda bir gün canlı hale gelmesini beklediği güzellik ve kemalatta; peygamberlik ruhunda; yüzyılların ötesinde acele eden ve sonsuzluktan emin olan kişidedir. Bugün başka kim neşeyi bilmektedir, kim tam, muhteşem, esrik neşeyi bilmektedir? Bugün hiç kimse, uzun süredir hiç kimse bilmiyor. Bazı devirlerde tüm halklar neşe ruhu tarafından zapt edilmiş ve harekete geçirilmişti. Devrim zamanlarında da böyleydi fakat neşelerinde yeteri kadar netlik yoktu. Ateşlerinde çok fazla karanlık, için için bir yanma vardı. Bir şeyler istiyorlardı fakat ne istediklerini bilmiyorlardı. Muhteris politikacılar, avukatlar, özel çıkarların temsilcileri herşeyi mahvetti, bu arada akılsız ihtiras ve açgözlülük ruhun halkta büyümesi için zemin hazırlamak amacıyla istenen her şeyi silip süpürdü. Bu tip avukatlarımız bugün de var; bu isimle bilinmeseler dahi. Onlara sahibiz ve onların bizim üzerimizde büyük bir etkisi var. Uyarıldık, tarih tarafından uyarıldık. (devam edecek)

(Güstav Landauer’in Aufruf zum Sozialismus (1911) (trans. by David J. Parent as For Socialism. Telos Press, 1978.-Sosyalizme Çağrı Kitabından Alınmıştır. Türkçeye Kazandıran Nesrin Aytekin)

Not: Bu Makale İlk Olarak İtaatsiz adlı Sitede Yayınlandı. Ne yazık ki hiç katılmadığımız “Marksist Yobazlar” gibi hiç hoş olmayan ifadelerle. Öncelikle bir düzeltme gerek. Sunuş yazısında dendiği gibi Landauer’in Ülkemizde bilinmemesinin suçu kesinlikle Marksistler değildir. Günü gelmeden hiç bir şey olmaz. Landauer de bu ülkede Anarşist düşünce ortaya çıkınca hayat buldu. Tıpkı Proudhon, Bakunin Kropotkin gibi. Örneğin Anarşist Düşüncenin ilk öncüsü Kabul edilen Wlilam Goodwin de dilimize kazandırılmadı. Tıpkı diğer bir çok Anarşist Klasikler gibi. Ülkemizin tek Anarşist Yayınevi olan Kaos zorlukla yaşamını sürdürüyor. İmkan buldukça Anarşist Klasikleri de Modern Anarşizme Ait Eserleri de dilimize kazandırıyor. Ama doğalki yetişemiyor. Bir değil bir kaç Kaos olsaydı bu sorun da büyük ölçüde aşılırdı. Ama tek bir yayınevi ve arkadaşlarımız büyük bir özveri lle bu faaliyeti sürdürmekteler. Keşke Kaos bu ülkedeki Anarşistler tarafından çokça destek bulsa da Goodwinden Başlayarak Anarşizmin bütün temel eserlerini dilimize kazandırabilse. Dileriz bu gerçekleşir.

Bizim Solculuk Nefretimiz Yok. Faşizmin tüm acımasız dalgaları ile saldırdığı sosyalistler bizim için anti faşist ve anti kapitalist Mücadelenin Olmazsa Olmaz Müttefikleri. Birinci Enternasyonalde Bakunin ile Marks Arasındaki kavga nedeni başlayan ve Rusyadaki Bolşevik Devrminin Anarşistlere Olan Zulmü Nedeni ile arada bir düşmanlık oluşan, ama aynı ortak kökenden gelen bu iki siyasi duruş bugün artık düşmanlık ilişkisi içinde değiller. Ne Marksizm Eski Marksizm ,Ne de Anarşizm 19 YY’daki Anarşizm. Aynı Komünist İdeale Çoğu Zaman Ayrışan ,Günümüzde İse Oldukça Yaklaşan Bu İki Akım Artık Düşman Değiiller. Bazan Birlikte, Bazan Ortak, Kapitalizm Denen Kötülüğün Evine Birlikte Taş Atmaktalar. Kapitalist Küreselleşme Karşıtı mücadelede polis’e karşı en sert direnişi birlikte veriyorlar. Bir yandan birlikte mücadele verirken bazan da birbirilerini eleştirmekteler. Eleştiri olması kesinlikle olumsuz bir iklime neden olmuyor. Bu iki nehir bazan birleşerek, bazan kendi yollarında birbirileri ile alışverişi kesmeden akıp gidiyor.

Tam da bu nedenle Anarşist Düşünce içinde çok özel bir yeri olan Landauerin bu kitabını biz de yayınlıyoruz. Bu kitabı yayınlama gayemiz Marksizmle hesaplaşmak değil. Sosyalizm adı verilen kardeşler sofrasında bu ideale özgün kavrayışı ile derinlik katan Landauerin dilinden Özgürlükçü Sosyalizm fikrini açmak. Tıpkı Elisse Reclus, Proudhon, Kropotkin, Bakunin, Maletesta vb diğer Anarşist Kurucu Kuşak gibi. Bu notu Derin Ekolojist Anarşist İdeale Gönlünü Vermiş bir site olarak İtaatsiz den” farkımızı göstermek için yazdık. Landauer denen bilgenin yazılarına ise yer vermeye devam edeceğiz. Sadece onun değil Anarşist Yapının tüm tuğlalarına yer vereceğiz. Bu arada bu önemli eserin dilimize kazandırılmasına vesile olan Alişan Şahin arkadaşımıza da teşekkür etmezek haksızlık olur. Bu çalışkan arkadaşımız anarşist düşüncenin temel taşlarının dilimize kazandırılmasında çok önemli bir görev üstlendi. Bu çok önemli eserde onun gayretkeşliği ile bu ülkedeki okurlarla buluştu. Kendisinin bu çabalarının devamı en büyük dileğimiz. Bu esere hakkını veren değerli dostumuz arıkuşu arakadaşımız Nesrin Aytekin oldu, dil bağnazlığına düşmeden Landauerin çetrefil dilinin hakkını vererek onun bu kitabını dilimize kazandırdı. Kendisinin daha çok katkıları olacak bize.

Zeen is a next generation WordPress theme. It’s powerful, beautifully designed and comes with everything you need to engage your visitors and increase conversions.

Foto Galeri

Daha Fazla İçerik
Kitap Pazarı
TÜRKİYE’DE KİTAP PAZARI 8,5 MİLYARLIK BÜYÜKLÜKTE
%d blogcu bunu beğendi: