SELAMÜNALEYKÜM KÖR KADI

Her ne kadar sonunda lafı Marksizme bağlasa da yıllar önce ne güzel söylemiş Hikmet Kıvılcımlı; selamünaleyküm kör kadı diyerek. “İnsan olarak barbar medeniden çok üstündür: Çünkü yalan, korku ve eşitsizlik bilmez. Medeni; birbirinden ödü kopan, eşitlik bilmeyen, yalansız konuşmayan insandır. Bu bakımdan tarihte bir ulusa barbar derken insan olarak onu medenilerden çok üstün karakterli buluyoruz. Ve, göreceğiz, gerçekten de medeniler her zaman barbarlardan çok daha gaddar, zalim, müstebit, alçak, yırtıcı, yıkıcı insanlardı

Remzi Gürkan

Geçtiğimiz Kasım ayının sonlarına doğru, “İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla, İzmir Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından çok sayıda adrese eş zamanlı olarak düzenlenen operasyonda, aralarında üst düzey belediye bürokratları ve belediye şirketi yöneticilerinin de bulunduğu 42 kişi gözaltına alındı.” Mesele nedir, bilmiyorum. Ama medyaya baktığımızda görünen o ki, belediyelerde iddia olunan “kirli” işlerin olmaması için Diyarbakır’dan İzmir’e o belediyelerin mutlak surette AKP’li olması gerekmekte. Aksi takdirde o belediyelerde her türlü dümen, dalavere, üçkâğıt dönebiliyor.

İzmir’de belediyeye dönük bu operasyonu Vandallık olarak niteleyenler oldu. Tabii bu Vandallık nitelemesi operasyonu destekleyenlerin tepkisini çekti. Gözaltına alınanlar ya da onların çevirdiği işler, değeri yüksek sanat ve kültür eserleri midir ki bu operasyona Vandallık diyorsunuz demeye getirenler oldu.

Nedir peki Vandallık? Emek sonucu meydana gelmiş varlıkları, sanat ve kültür değerlerini yakmak, yıkmak, tahrip etmek midir? Eğer öyleyse, Hıristiyanlık sonrası Roma’nın, çok Tanrılı dinlere ait sanat ve kültür değerlerine olan saldırısına, İbrahim ya da Muhammed peygamberlerin putları kırmasına ne diyeceğiz, ne diyoruz? Yakıp yıkma işinde barbarlar uygar toplumların yanına bile yaklaşamaz, sadece iki dünya savaşını hatırlamak yeter de artar.

Bakıyorsun biri çıkıyor, “kadına şiddet ilkelliktir” diyor. Bir başkası çıkıp “ölüye saygısızlık barbarlıktır” diyor. Her gün gazetelerde buna benzer yığınla haber; falanca “bu vahşettir” dedi, yok hayır “hem vahşet hem ilkelliktir” dedi. Falan filan… Siyasî arenada birbirlerinin gırtlağına yapışanların hep bir ağızdan yaptıkları bu uygarlık savunusu, bu konudaki hemfikirlilikleri insanı şaşırtıyor.

Peki Türkçe Medeniyet Dilimidir

Hani “dinime küfreden Müslüman olsa” diye bir deyim var ya; geçenlerde bir devlet büyüğümüzün dili sürçtü: Kürtçe bir medeniyet dili midir? diye(!) Bir “etrak-ı bî idrak”ın “ekrad-ı vahş”a dönük sarf ettiği bu söze karşılık, Musa Anter sağ olsaydı Selçuk’u kimin sünnet ettiğini sorardı herhalde.

Bu devlet büyüğümüze, peki Türkçe bir medeniyet dili midir? diye soralım.

a- Eğer Türkçe bir medeniyet dili olsaydı kendi sistematiği içinde “bağlaç” üretirdi. Açıktır ki “bağlaç”sız dilleri konuşan topluluklar yerleşik olmayan, hapishanesiz, mahkemesiz, zengin bir fikri hayattan yoksun(!) topluluklardır. Yerli yerinde olan düşünmez, medeni olan düşünmek zorundadır.

b- Türkçe bir medeniyet dili olsaydı, soyut sözcükleri olurdu. Türk Dil Kurumu’nun uydurduklarını bir tarafa bırakırsak sözlükte kaç tane Türkçe soyut sözcük bulacaksınız? Bulduğunuz sözcükler bir sayfayı doldurabilir mi? Halbuki bütün medeniyetler soyutlamalar üzerine kuruludur. Anadili Türkçe olan çocukların matematik ve felsefe öğrenirken zorlanmaları bundandır. Türkçe insana soyutlama duygusu kazandırmaz. Türk Dil Kurumu’nun bu konudaki boşluğu doldurmak üzere ha bire fason sözcük ve kavramlar uydurup uydurup sözlüğe yamaması sadece acıklı bir çaba olarak kalmıştır.

c- Uygarlık her şeyden önce yerleşmek demektir. Yerleşmek ise iş bölümü ve uzmanlaşma demektir. Kaç tane şehir kurdun? Kaç mesleğe adını verdin? Hangi mesleğin terminolojisinde Türkçe üç beş sözcükten fazlası var? Bir şehir cadde demektir, meydan demektir, bina demektir. Aç bak bakalım, mimarlık terimleri sözlüğünü, orada medeniyetin, sanatsal ve kültürel eserlerin asıl sahiplerini göreceksin.

Etrak-ı Bî İdrak Denen Türkler de Uygar Değildi

Birader, etrak-ı bî idrak’ın büyük çoğunluğu daha iki yüzyıl öncesine kadar kırlarda yaşıyordu, göçebeydiler. Senin medeni dediklerinle çatışmalar içinde de olsa sınıfsız, eşit, adil ve özgür bir yaşamları vardı. Medenileşme büyük ölçüde peyder pey baş edilemez dayatmalarla ve bir çok koşulun değişmesi sonucu son iki yüzyıl içinde gerçekleşti. Marx’ın “ilkel komünal toplum”dan kapitalist topluma binlerce yıla yaydığı “gelişme” burada neredeyse iki yüzyılda gerçekleşti. Fakat üzerimize giydirilen bu deli gömleği orasından burasından sökülüyor, alışmamış götte don durmuyor. Karacaoğlan’a türkü barda saz çaldırmakla olmuyor bu işler. Ne yani, şimdi bu bir ağızdan medeni değilsin, barbarsın, ilkelsin nidaları? Hikayenin sonunu biraz değiştirerek söylersem “ben sana medeni olamazsın demiyorum …” Zaten ne olduğun meydanda.

Her ne kadar sonunda lafı Marksizme bağlasa da yıllar önce ne güzel söylemiş Hikmet Kıvılcımlı; selamünaleyküm kör kadı diyerek. “İnsan olarak barbar medeniden çok üstündür: Çünkü yalan, korku ve eşitsizlik bilmez. Medeni; birbirinden ödü kopan, eşitlik bilmeyen, yalansız konuşmayan insandır. Bu bakımdan tarihte bir ulusa barbar derken insan olarak onu medenilerden çok üstün karakterli buluyoruz. Ve, göreceğiz, gerçekten de medeniler her zaman barbarlardan çok daha gaddar, zalim, müstebit, alçak, yırtıcı, yıkıcı insanlardır.” (Bu yazı ilk olarak Anarşist Gazetede yayınlandı)

Zeen is a next generation WordPress theme. It’s powerful, beautifully designed and comes with everything you need to engage your visitors and increase conversions.

Foto Galeri

Daha Fazla İçerik
KANALİZASYON SUYUNA HES
DÜNYADA İLK : “KANALİZASYON SUYUNA” HES
%d blogcu bunu beğendi: