RANT’A ÇABUK ALIŞTILAR

Ekrem İmamoğlu Başkanlığındaki İBB Meclisi İstanbul halkına ait olan Dolmabahçedeki Siwiss Otel arazisini CHP ile olan bağı tam bilinmeyen FİBA Holding’e satmayı içeren bir karar aldı. Bu satış kararına karşı muhalefet şerhi koyan, reddeden ve karara karşı da dava açan iki CHP meclis üyesi Özgür Öz ve Mehmet Ali Tüysüz, Başkan İmamoğlu tarafından disiplin kuruluna verilmek istendi. Karar sonucu mülkiyet devri gerçekleşirse hem artık çok ender hale gelen bir ormanlık yeşil alan yok edilmiş olacak, hemde deprem esnasında Beşiktaş-Teşvikiye sakinlerinin toplanma alanı ortadan kalkmış olacak.

CHP yerellerde giderek daha fazla AKP’ye benzemeye başladı. CHP’li İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Meclisinin 18 Mayıs 2022’de bir karar alarak Dolmabahçedeki Swis Otel’i ve onun  60.000 m2 ‘lik Yeşil Alan olan arazisinin üst kullanım hakkını tıpkı AKP döneminde olduğu gibi yine ve yeniden yap-işlet-devret modeli ile FİBA Holdinge devretme anlamına gelecek bir karar aldı. Karar ile ihale yapılırsa üst kullanım hakkı Fiba Holding’de olduğundan ihale ister istemez Fiba Holdingde kalacak. Böylece Fiba holding 10 yıl daha hem Swiss Oteli işletmeye devam edecek, hem de araziyi dilediği gibi kullanabilecek. Bu ihalenin ilk yapılışında üst kullanım hakkını alan şirket, işlettiği süre boyunca Swiss Otelin gelirinin yüzde yedisini İBB’ye verecekti ancak AKP döneminde yapılan ihale rakabet şartları oluşmadığından iptal edilmişti ve Fiba Holdinge bu süre boyunca Belediyeye beş kuruş vermeden hem oteli işletmiş hem de arazinin bir bölümünden fayda sağlamıştı. daha önceki yapılan ihale şartına göre 2032 yılında hem Swiss Otel hem de arazi üzerindeki her tür tasarruf tekrar İBB’ye geçecek. CHP o dönem bu karara karşı çıkarak ihaleyi iptal ettirmişti. Ama şimdiden bir Dalan olma yoluna giren İmamoğlu arazinin tekrar satışını gündeme getirdi. İlk başta belediye için avantajlı gibi görünen karar hem otelin, hem arazininin üst kullanım hakkı önceki dönemden Fiba Holdingde olduğundan  ihale zorunlu olarak imtiyazlı konumda olan Fiba holdingde kalacak. Çünkü arazi üzerinde Fiba Holding ipoteği olduğundan bu ihaleye bu ipotek kalkmadıkça doğaldır ki kimse girmeyecek. Rekabet şartları sağlanamadığından İBB aslında bu anlaşma ile serbest bir ihale ile otelin işletme hakkını çok daha yüksek bedellerden verebilecek, arazinin kiralanma hakkını da mevcut piyasa rayicinden verebilecekken Fiba’ya mahkum olacak ve zarara uğramış olacak.

İstanbul’un Son Kalan Kent İçi Yeşil Adacıklarından

Bu karar ile İstanbul’da artık çok ender kalan yeşil alanlardan birisi-ki halihazırda dolmabahçedeki bu alanın bir bölümü parktı zaten-kentlilerin kullanımına kapatılmış olacak ve bu alanda yapılaşmanın önü açılacak. Beklenen büyük istanbul depreminde yeşil alan ihtiyacının hayati olduğu düşünüldüğü için, hem muhalefet şerhi koyan iki meclis üyesi, hem de kent hakkı savunurları bu kararın kentsel cinayet olduğu kanısındalar. Karar’a karşı dava yoluna giden meclis üyeleri dava dilekçesinde bu arazinin ekolojik değerini de dava gerekçeleri içinde saydılar.

Devir Kararı Hem İBB’nin Hem İstanbul Halkının Menfaatine Değil

Davayı açan ve bugüne dek bir çok ekolojik mücadelenin hukuksal cephesinde yer alan Av. İsmail Hakkı Atal ise bir açıklama yaparak bu kararın İstanbululların menfaatine aykırı olduğunu belirtti. Açıklamada karara hem muhalefet şerhi koyan, hem de red oyu veren iki mecli üyesinin İstanbul halkının menfaatini koruduğu için disipline verilmek istenmesinin haksızlık olduğunu ifade ederek “CHP Disiplin Kuruluna sevki gereken işlem , müvekkillerin aleyhteki karşı oyu değil , CHP tüzüğündeki halkçılık -devletçilik ilkelerine  ve anayasaya aykırı şekilde kamusal mülkiyeti eksilten satış kararı işlemidir.” Denildi.

Halihazırda devre konu olan arazi daha önceki yönetim döneminde Mülkiyeti IBB’ de olan Vişnezade Mh. 684 ada 1 -4 ve 6 numaralı parseller üzerinde yine IBB nin taraf olarak yer aldığı sözleşme ile (Fiba holdingin yan kuluşu statüsündeki) Anadolu Japon Turizm A.Ş. lehine 15.02.1989 – 15.02.2032 tarihleri arasında üst kullanım hakkı tesis edilmiş durumda, ancak dava açılmış ve karar iptal edilmişti. İptal gerekçesi ise ihalenin rekabet şatları yönünden eksik olması idi. İhalenin iptali ile şartlar değişmedi ve bu alanın kullanım hakkı 2032’yılına kadar Fiba Holdingde kalmaya devam ediyor.

İptal ile Fiba Holding Yüzde Yediyi de Ödemekten Kurtuldu

Bu iptal ile Fiba holding hem Belediye’ye yıllık cironun yüzde yedisini vermekten kurtulmuş durumda hem de arazinin mülkü (kullanım hakkı olarak) holdingde kalarak arazi üzerindeki tasarruf hakkı devam etmekte, hem de İBB’yi zarara uğratmakta. İsmail Hakkı Atal buna dikkat çekerek mevcut şartlarda arazinin gerçek değerinin altında işletme hakkını kullanmakta olduğunu belirtiyor “Toplamı 68 dönüm olan bu arazinin arsa değeri dava tarihi itibariyle 14.000.000.000,00 TL ( Ondörtmilyar Türk Lirası) dır. Otel ile birlikte bu değer yaklaşık 36.000.000.000,00 TL (Otuzaltımilyar Türk Lirası)’na yükselmektedir. Satışa konu edilen 3 adet parselin sadece 1 tanesinin üzerinde otel binası bulunmaktadır. Bir diger parselde peyzaj ve havuz varken sonuncu parsel tamamen boş olup bu parsel üzerinde üst kullanım hakkı sahibi tarafından yapılmış herhangi bir tesis, peyzaj ya da iyilestirme yoktur. Yani eğer üst kullanım hakkı olmasaydı bu parseller 36.000.000.000,00 TL deger ile satılabilecekken, üst kullanım hakkı nedeniyle teslim yapılamayacagı için parseller en çok 14.000.000.000,00 TL bedel ile satılabilecektir. Bu dahi bize oluşacak kamu zararını net bir sekilde göstermektedir” görüşünü savunuyor. Üst Kullanım hakkı yahut intifa (kullanım) hakkı şirkette olduğu için bu arsa için ihaleye hiç kimse katılmayacağından kanunun aradığı rekabet şartı gene oluşmayacak. Kısacası Ekrem İmamoğlu mahkeme kanalı ile bu arazinin mülkünün tamamı ile devralıp İstanbulluların özellikle de Teşvikiye Beşiktaş sakinlerinin kullanımına sunup yeşil alanlardan faydalanmasına imkan sağlayacakken bütçe denkleştirme gerekçesi ile araziyi tekrar değerinin altında bir biçimde Fiba Holdingin tekeline vermekte.”

İki Meclis Üyesi İstanbul Halkı’nın Menfaatini Savunuyor

Atal tüm bu gerekçelere dayanarak karara itiraz eden iki mecli üyesinin disiplin suçu işlemekle suçlanıp partiden ihraçlarını sağlamak yerine İBB’nin ve İstanbul halkının menfaatine davranarak parti tüzüğüne uygun davradıklarını söylüyor.

Atalın anlattıkları bir kent suçunun CHP döneminde de devam ettiğini gösteriyor ve bundan dolayı kent hakkı savunucuları Atalın gerekçelerini paylaşmakta.

Kent Hakkı Savunucu ve bu alanda seksen sonrası kent hakkı direnişlerinden doğan Yeşil Dayanışma İnisiyatifi’nden mimar Korhan Gümüş ise bu durumun Dalan döneminden beri değişmeyen bir alışkanlık olduğunu belirterek, Atal gibi bu kararın İstabul’a fayda üretmeyeceğini belirtiyor dahası bunun bir danışıklı dövüş izlenimi yarattığına da dikkat çekiyor.

Rekabet Normlarına Aykırı Bir Karar

“ Devretme tarihine 10 yıl kala satış yapılması büyük bir katakulli demek. Çünkü başkasının teklif vermesine imkan yok. Rekabet normlarına aykırı bir karar. Üst kullanımın süresi 10 yıl sonra doluyor. Asla satılmamalı, kamu mülkü olarak kalmalı. Eğer geçmişte burası Yıldız gibi Belediye’ye verildiyse, bu halka açılması içindi. Park yapılsın diye. Hadi diyelim ki satılacak bile olsa-bunu asla benimsemiyorum ama- üst kullanım hakkı geri verildiğinde olması gerekir. Ama zaten kamu mülkü ve Dolmabahçe Sarayı’nın bahçesi burası.

Bu kötü örnek olabilecek bir özelleştirme kararı. Büyükşehir’in bu konuda duyarlı olması gerekir. Yoksa bu bir örnek teşkil eder ve 90’larda SHP tarafından eleştirilen yap-işlet-devret modelinden “devretme-senin olsun” modeline geçiş. Bunu SHP siyasal geleneğinin temsilcisi CHP nasıl yapar?

Büyükada da Başkan Yardımcıları Ve Meclis Üyeleri Şaibeli İşlerde Yer Alıyorlar

Büyükada’da CHP’li başkan yardımcıları, meclis üyeleri şaibeli (zor yerlerdeki izinlerle) imar işlerinde yer alıyorlar. Bu dünyanın her yerinde suçtur. AKP’lilerin bile yöneticileri şeklen de olsa çıkardan uzak duruyorlardı,” Diyerek CHP’deki yozlaşmayı da hatırlattı.

İBB’nin konuya dair açıklamaları ise önce arazinin geri Belediyeye devri için gereken tazminatın ödeneceği, daha sonra bu arazinin devri ile tekrar o günkü piyasa rayiç bedeli üzerinden ve açık arttırma ile ihaleye çıkılacağı yönünde. Hasılı temelde değişen bir şey yok araziyi İstanbul halkının her geçen gün daha yaşamsal hale gelen yeşil alan ihtiyacı olarak kullanmak ve sadece otel için ihaleye çıkmak yerine rantı fırsata çevirmek üzerine kurulu.

Yarım Kalan Aziziye Camii’nin Arazisi

Halihazırda bir Heyula gibi kentin hakim tepelerinin üzerine çöken Swiss Otel’in bulunduğu arazi Dolmabahçe sarayının Bahçesi aslında ve Sultan Abdülaziz bu araziye kendi adı ile anılacak büyük bir cami yapmayı planlıyor. Projesine göre Sultan Abdülaziz (1861-1876) bu camiyi kendi adını yaşatmak üzere Maçka’nın Dolmabahçe üzerindeki hâkim bir noktasında dört minareli olarak yaptırmak istemişti. Mimarı da o yıllarda birçok yapıyı inşa eden Sarkis Balyan (ö. 1899) olacaktı. Yaptırdığı bütün büyük yapılarda şehrin kuzey taraflarını tercih eden Abdülaziz, kendi camii için Marmara’dan gelindiğinde Boğaz girişine hâkim bu yeri seçmiştir. Caminin geliri için önce, Beşiktaş’tan Maçka’ya doğru çıkan ve günümüzde de Akaretler adıyla anılan iki yol üzerinde iki taraflı olarak semte adını veren bir örnek kâgir evler yapıldıktan sonra caminin temeli atılmıştır. 1874 sonlarında veya 1875 yılı başlarında büyük bloklar halindeki temel taşları konularak bina yerden henüz yükselmeye başlamışken Sultan Abdülaziz’in 30 Mayıs 1876’da tahtından indirilmesi üzerine inşaat durmuş ve cami tamamlanmadan böylece kalmıştır.

Azziye Camiiden Taşlık Parkına Ve Taşlık Parkından da Swiss Otele Bir Dönüşüm Öyküsü

Taşlık Parkı, Sultan Abdülaziz zamanında yapımına başlanan ancak tamamlanmayan bu camiinin temel taşları kaldırılarak ve hafriyat çukuru doldurularak halka açılıyor. Daha sonra Taşlık Parkı’nı canlandırma hedefiyle Maçka sırtlarında Taşlık Kahvesi inşa ediliyor. Parkta o dönemde Taşlık Kahvesi’nin dışında bir büfe ve tuvaletler yer alıyor. 1947-1948 tarihleri arasında inşa edilen yapı, önceleri sadece kahvehane olarak kullanılsa da zamanla mutfak ilave ediliyor ve lokanta olarak hizmet vermeye başlıyor.1980’lere gelindiğinde Swiss Otel’in inşası için Sedad Hakkı Eldem’den izin alınarak Taşlık Lokantası yıkılıyor  ve aynı arazide başka bir yere yapının yapılacağına dair söz veriliyor. Ancak bu verilen sözler tutulmuyor. Dönemin mimarlık camiasında bu haber üzüntüyle karşılanırken Mimarlık Dergisi’nde şöyle bir yazı yazılıyor: “Dolmabahçe Sarayı’nınn ardında Taşlık sırtlarında inşa edilmekte olan, deniz görünüşü on sekiz kat yüksekliğinde Bosfor Oteli’nin ana kütlelerinin yavaş yavaş belirmeye başladığı bu günlerde kentli, gördüklerine inanamayacaktır. Nasıl olur, nasıl olabilir diyebilir. Bu durumu Boğaziçi’nin Marmara girişinde en etkili topoğrafik noktada kent siluetine kaba, haksız bir müdahale olarak görebilir.” Hasılı rant uğruna yok edilen tarihten sonra sıra Dalanlaşan İmamoğlu eli ile tarihten sonra yeşil alan da yok edilecek gibi. Arazi ranatı böyle bir şey, yağmacılığın kent anlayışı AKP CHP farketmiyor neo liberal kentçilik her şeye tek bir gözle bakıyor PARA. İmamoğlunun da bu Tanrıya tapması bu bakımdan hiç şaşırtıcı değil.

Zeen is a next generation WordPress theme. It’s powerful, beautifully designed and comes with everything you need to engage your visitors and increase conversions.

Foto Galeri

Daha Fazla İçerik
DSÖ temsilcileri ülkede süregelen salgın nedeni ile kalabalık mitinglerin risk olduğunu söyleyince kovuldular
BURİNDİ DSÖ TEMSİLCİSİNİ KOVUYOR
%d blogcu bunu beğendi: