MÜSİLAJ DA KOLERA RİSKİ

Son günlerde çevre gündemimin birinci sırasına yükselen Müsilaj ya da yaygın kullanılan adıyla deniz salyası deniz karı olarak da adlandırılan bitkisel plankton olarak fito plankton topluluğunun oluşturduğu bir sorun. Müsilaj bu topluluğun stres nedeni ile salgıladığı bir madde.  İklim değişimi buradaki ana faktör. Müsilaj ile iklim değişimi arasındaki bağıntıyı ortaya koyan bir çalışmaya imza atan üç İtalyan bilim insanı Robert Danovaro ve Antonio Pusceddu ve Serena Fonda Umani makalelerinde müsilajın esas olarak içerdiği virüsler ve çeşitli bateriler nedeni ile başta kolera olmak üzere hastalık yapma riskine de dikkat çekiyorlar.

Marmara’da Başlayıp giderek Ege ve Karadeniz’e yayılan Müsilaj ya da daha yaygın bilinen adı ile deniz salyası az bilinen adıyla deniz sümüğü/salgısı olarak adlandırılan ve denizdeki bitkisel mikrobiyal canlıların oluşturduğu bu kalın tabaka deniz dibine çöktüğünde deniz dibi yaşamın boğulmasına neden oluyor, ayrıca balık ağlarının ağırlaşıp kopmasına ve ekonomik kayıplara da neden oluyor. Yaygın kanı müsilajın deniz kirliliği nedeni ile oluştuğu yönünde ancak son yapılan araştırmalar bu sorununun özellikle deniz suyundaki ısınma nedeni ile arttığını gösteriyor.

Marche Politeknik Üniversitesi Deniz Bilimleri Enstitüsü’nden Robert Danovaro ve Antonio Pusceddu ve Trieste Üniversitesi Yaşam Bilimleri Fakültesi’nden Serena Fonda Umani’nin bir ortaya gelerek kaleme aldıkları Climate Change and the Potential Spreading of Marine Mucilage and Microbial Pathogens in the Mediterranean Sea (İklim Değişikliği , Akdeniz’de Deniz Müsilajı ve Mikrobiyal Patojenlerin Potansiyel Yayılımı) başlıklı akademik makalede, müsilajın son 200 yılda hangi denizlerde ne sıklıkla görüldüğü, nasıl ve neden ortaya çıktığı incelendi. Makalede son 200 yılda Adriyatik Denizi’nde sıkça görülen müsilajın (deniz salyası/deniz sümüğü) zaman içinde Tiren, Ege ve Marmara denizlerinde de görülmeye başlandığı belirtildi. Müsilajın deniz yüzeyinin ısınmasıyla alakalı olduğu ve 1980-2010 yılları ortasında müsilaj salgınlarının sayısının katlanarak arttığı, 2 ila 3 aya kadar da deniz yüzeyinde kalarak yaşamının uzadığına dikkat çekildi.

Müsilaj Nasıl Oluşuyor

Deniz müsilajı, denizde bulunan mukus benzeri organik madde topluluğu. Kremsi, jelatinimsi madde genellikle zararlı değil, ancak E. koli dâhil olmak üzere virüsleri ve bakterileri çekebiliyor ve dipteki deniz yaşamını boğan bir battaniye haline gelebiliyor. Özellikle son yıllarda Akdeniz’de sıklıkla görülüyor ve daha uzak sulara da yayılabiliyor. Suda bol miktarda besin bulunan bölgelerde uzun süreli sıcaklıklar ve sakin havanın bir sonucu olarak deniz sümükleri oluşuyor. Denizdeki kar (fitoplankton/bitkisel plankton) gibi organik maddeler, 125 mil (200 km) mesafelere kadar yayılabilen büyük damlacıklar halinde pıhtılaşıyor. Müsilaj, virüsler ve tek hücreliler dâhil olmak üzere çok çeşitli mikroorganizmalar ve çözelti özelliklere sahip ekzopolimerik bileşikler (bakteriyel film tabakası) dâhil olmak üzere birçok bileşene sahiptir. Fitoplanktonlar (tek hücreli sucul bitki toplulukları) stres altındayken deniz sümüklerini de üretiyorlar. Akdeniz’de ve diğer denizlerde en azından 2009 gibi erken bir tarihte gözlenen deniz salyası miktarındaki artış, önemli ölçüde iklim değişikliğinden kaynaklanmakta. Daha sıcak, daha yavaş hareket eden sular, deniz salyası üretimini arttırıyor ve büyük kütlelerde birikmesine izin veriyor.

Deniz sümük/salyası kümeleri, deniz florasını ve faunasını tehdit eden E. koli gibi bakterilerin yanı sıra insanlar için bulaş içeren su haline gelebiliyor. Ayrıca içinde bulunan deniz canlılarının solungaçlarını kaplayarak oksijeni kesip onları öldürebiliyor. Meksika Körfezindeki ünlü Deep Horizon Petrol sızıntısı sonrası yaşanan salya/sümük patlamasına denizdeki mikro organizmaların çürümesinin neden olduğu düşünüldü. Yani deniz salyası aynı zamanda bir ceset aslında. ‘Deniz sümüğü/salyası’, iklim değişikliğinin etkileriyle birlikte su kirliliğinin bir sonucu olarak alglerin besinlerle aşırı yüklenmesi sonucu oluşan deniz müsilajıydı. Aşırı besin yükü, küresel ısınmanın neden olduğu sıcak havalarda alglerin bayram etmesine neden olduğundan müsilajı da ortaya çıkaryor, ancak müsilaj asıl olarak stress kaynaklı bunun kaynağı konusunda çeşitli tezler olsa da Danovaro ,Pusceddu ve Fonda İklim Değişimini burada önemli bir etken olarak görüyor . Yani Su kirliliği müsilaja neden olmuyor çoğalmaya yol açarak sorunu arttırıyor. Su Kirliliğinin önlenmesi asıl olarak besin kaynağını kesip çoğalmayı durdurmak için önemli.

Akdeniz’de Sıklığı Artıyor ve Denizde Kalma Süresi Uzuyor

Robert Danovaro, Antonio Pusceddu ve Serena Fonda Umani Tarafından Yapılan ortak çalışma İklim Değişiminin Musilaj oluşumundaki rolüne dikkat çekiyor. Yazarlar son 200 yılda Akdeniz’de iklim değişikliği ile müsilaj sıklığı arasındaki ilişkiyi araştırdılar ve son 20 yılda müsilaj salgınlarının sayısının neredeyse katlanarak arttığını tespit etiller. Araştırma raporunda bu olguyu tarihsel kayıtlara dayanarak ortaya koyan yazarlar “Tarihsel raporların analizi, son yirmi yılda Akdeniz’de müsilaj sıklığının neredeyse katlanarak arttığını göstermiştir.1920’den önce müsilaj olayları yalnızca Adriyatik Denizi’nde rapor edilmiştir. 1980’den beri Ege, Kuzey ve Tiren Denizlerinden de müsilaj olayları rapor edilmiştir. Son 30 yılda en fazla müsilaj salgınının görüldüğü bölge Adriyatik Denizi olurken, bunu Tiren Denizi ve Ege Denizi izledi. Akdeniz’deki tarihi raporların analizi, müsilaj olaylarının arttığını ve ilk kez belgelendiği Adriyatik Denizi’nin ötesinde birkaç bölgeye yayıldığını gösteriyor. Ege Denizi gibi besin üretkenliği düşük denizlerde yakın zamanda birkaç müsilaj salgını gözlendiğinden, müsilaj ötrofik yani denizdeki yosunların patlamasına neden olacak nitrat kirliliği gibi koşulların varlığı ile yakından ilişkili değildir. Ayrıca, Adriyatik Denizi’ndeki müsilaj salgınlarının sıklığı, birincil üretimde önemli bir düşüşle eş zamanlı olarak son 20 yılda artmıştır. Ayrıca, her on yıldaki müsilaj kayıtlarının sayısı ile Adriyatik Denizi’ndeki Po nehri yıllık deşarjının on yıllık ortalaması arasında bir ilişki yoktur.” Diyerek kirlenmenin müsilaj patlamasında birincil olarak rol oynamadığını belirtiyorlar.

Su Sıcaklığındaki Artış Müsilajı Patlatıyor

“Müsilaj oluşumu ile iklim değişikliği arasındaki bağlantı, neredeyse tamamen ihmal edilmiştir.” Diye not düşen araştırmacılar “Akdeniz’de (1950–2008) yaklaşık 60 yıllık müsilaj görünümü kaydına dayanan analizimiz, iklim anormalliklerinin (örneğin, yüzey sıcaklığının pozitif anomalisi) müsilaj salgınlarındaki yıllık ve on yıllık bazdaki çoğalmanın büyük bir bölümünü açıkladığını ortaya koymuştur. “ diyerek İklim değişiminin Müsilaj oluşumundaki başat rolüne dikkat çekiyorlar. “Müsilaj oluşumu ile iklim kaynaklı sıcaklık anomalileri arasındaki bir bağlantının hipotezi, bu fenomenin süresinin belirgin bir şekilde artmasıyla kanıtlanmaktadır. Adriyatik Denizi’nde, örneğin, deniz agregaları (deniz karı denilen alg yapıları) genellikle Mayıs’tan Temmuz’a kadar ortaya çıkar ve Yaz boyunca (Ağustos’ta bir zirve ile) müsilaj haline dönüşür. Son zamanlarda (yani, 2003, 2006, 2007 ve 2008’de), müsilaj çok daha erken ortaya çıktı (ilk olarak bölgeye bağlı olarak Kasım/Aralık ve Ocak aylarında kaydedildi). 2006–2007 Kışı, önceki ortalama sıcaklıkların 2-3°C üzerinde ortalama sıcaklıklarla son 30 yılın en sıcak dönemiydi. Ve müsilajın mekânsal kapsamı ve kalıcılığı benzeri görülmemiş seviyelere ulaştı. Örneğin Mart 2007’de, denizdeki müsilajın İtalya’daki kıyı şeridinin 2.500 km’den fazlasına uzandığı görüldü. Büyük agregalar neredeyse kesintisiz olarak beş aydan fazla sürdü. Son salgınlar 2008 sonbaharında rapor edilmişti”

Yazarlar Müsilaj oluşumunda tetikleyici faktörün su sıcaklığındaki artış ya da bir başka deyimle İklim değişimi olmakla birlikte bu süreci ortaya çıkaran başka etkenlerinde varlığına işaret ediyorlar. Buna göre Dip trolünün dip yapısını bozması alg patlamasını teşvik edebilir, mikro kirletici faktörler ise adeta besin dopingi işlevi görmekte ve müsilajın daha da çoğalmasını teşvik etmekte.

Kolera ’ya Neden Olması Muhtemel

Kanalizasyon atığı, atıksu deşarjı vb kirletici faktörler normalde hastalık yapıcı özellikler taşımayan organizmaların hastalık yapıcı virüs ve bakterilere adeta ev işlevi görmesini sağlıyor. Araştırmacılar buna da dikkat çekerek denize deşarj edilen atıksularla troller yüzünden bozulan dip ekosisteminin direncini düşüreceğini bunun da insanlar arasında çeşitli salgın hastalıkların görülmesine yol açma olasılığının giderek arttığını belirtiyorlar. Değişen eko sistem “makro ve mikro – kirleticiler (mikrobiyal döngü işleyişi üzerinde güçlü bir etkiye sahip olabilir ve viral enfeksiyonun artmasına veya mikrobiyal hastalıkların salgınına neden olabilir.  

Araştırmacılar “Müsilaj varlığı, ürettiği kötü koku ve müsilajın denize girenlerin derisine yapışması nedeniyle deniz suyunu bu tür organizmalar (viral organizmalar)  için uygun hale getirir. Geçmişte, “ Vibrio Kolera salgını” iklim değişikliğinin insan sağlığı üzerindeki kademeli etkilerinin ilk önemli örneğini temsil ediyordu. Vibrio Kolera, aslında, beslenmeleri için fitoplankton çiçeklerine bağlı olan minik deniz kabuklularının dış iskeletine bağlı olarak yaşar. Bunlar da iklim değişikliğinden etkilenir. Müsilajı, iklim değişikliğinin sinerjik etkisinin ve deniz kaynaklarının kötüye kullanımının neden olduğu ekosistem değişikliğinin potansiyel olarak yeni bir paradigması olarak öneriyoruz. Müsilaj, bir yandan deniz ekosisteminin doğrudan ve dolaylı insan kaynaklı etkilere karşı semptomatik tepkisini, diğer yandan da insan ve deniz organizmalarının sağlığına zararlı patojenik (Hastalık yapıcı) formlar dahil olmak üzere potansiyel olarak genişleyen bir virüs ve bakteri taşıyıcısını temsil eder. “ diyerek salgın potansiyeline dikkat çekiyor

Zeen is a next generation WordPress theme. It’s powerful, beautifully designed and comes with everything you need to engage your visitors and increase conversions.

Foto Galeri

Daha Fazla İçerik
AMBULANS HELİKOPTERE İZİN VERMEDİLER
%d blogcu bunu beğendi: