Akkuyu Zemindeki Çatlaklar
Mersin Akkuyudaki Nükleer Santral İnşatının Zemininindeki Betonda Oluşan Çatlaklar Endişe Nedeni

AKKUYU’DA GÜVENLİK ENDİŞELERİ NÜKLEER HAYALLERİ GERİ DE BIRAKTIRDI

Türkiye, ithal gaz ve petrole olan bağımlılığını azaltmak için onlarca yıldır nükleer santral inşa etmeyi hayal etti, ancak 20 milyar dolarlık Akkuyu projesi yeni güvenlik ve çevre sorunları ile karşı karşıya. Sahadaki mühendisler ve işçiler, alanın gevşek ve dengesiz zemini nedeniyle beton temellerde defalarca büyük çatlaklar ortaya çıktığını ve tesisin, faaliyete geçtiğinde potansiyel bir nükleer felaket korkusuna yol açtığını söylediler.

Mersin Akkuyu Santralı ,Türkiye’nin Akdeniz sahilindeki tatil köyleri ve balıkçı köyleri arasında uzanan, yeni güvenlik ve çevre endişeleriyle karşı karşıya kalan 20 milyar dolarlık bir proje olan nihayetinde ülkenin ilk nükleer enerji ve güç istasyonunu oluşturacak yeni döşenmiş betonlardan oluşuyor. Türkiye, ithal gaz ve petrole olan bağımlılığını azaltmak için onlarca yıldır nükleer santral inşa etmeyi hayal etti. Mersin’deki Akkuyu santralinde inşaat 2019 yılında başladı, ancak son iddialar proje üzerine gölge düşürdü.

Akkuyu Zemin
Sahadaki Mühendisler Ve İşçiler, Alanın Gevşek Ve Dengesiz Zemini Nedeniyle Beton Temellerde Defalarca Büyük Çatlaklar Ortaya Çıktığını Belirtiyorlar.

Sahadaki mühendisler ve işçiler, alanın gevşek ve dengesiz zemini nedeniyle beton temellerde defalarca büyük çatlaklar ortaya çıktığını ve tesis faaliyete geçtiğinde potansiyel bir nükleer felaket korkusuna yol açtığını söylediler. Ayrıca, sahada yeterli sayıda kalifiye teknisyenin çalışmadığını ve temellerin su basmaya eğilimli olduklarını iddia ettiler.

Akkuyu Deniz
Soğutma Sıvısı Olarak Kullanılan Su Deniz’e Geri Verileceği İçin Deniz Yaşamı Üzerindeki Etkilere İlişkin de Endişelere Katkıda Bulunmakta.

Ekolojik Endişeler de Güvenlik Kadar Güçlü

Güvenlik konusundaki endişeler yanın da, soğutma sıvısı olarak kullanılan su Akdeniz’e geri verildiği için deniz yaşamı üzerindeki etkilere ilişkin de endişelere katkıda bulunmaktadır. Buna ek olarak, inşaat, yaklaşık 70 kilometre güneyde yer alan Yunanistan ve Kıbrısla müzâkere eksikliğinde bir başka sorun oldu.

Akkuyu NKP Sözcüsü
Mersin Nükleer Karşıtı Platform Dönem Sözcüsü Üyesi Mühendis Emre Üresin Zeminin Sismik Endişeler Nedeni İle Bu Tür İnşaatlar İçin Uygun Olmadığı Düşüncesinde

Mersin Nükleer Karşıtı Platform Dönem Sözcüsü ve Türk Mühendisler ve Mimarlar Odası Birliği üyesi Emre Üresin “Zemin bu tür inşaatlar için uygun değil” dedi. “ Basit İnşaatı bile koruyamayan bu alan bir nükleer reaktörün ağırlığını nasıl taşıyabilir? Akkuyu, 1970’lerde mekân olarak seçildi – 1970’lerin teknolojisi nedeniyle alınan bir karar. O zamandan beri teknoloji önemli ölçüde gelişti, bu yüzden site bu yeni bilgiyle yeniden değerlendirilmelidir. ”

Akkuyu İçin Endisşeleri Olan Alpay Antmen
CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen Şirketin Açıklamalarında Samimi İse Zeminle İlgili Endişeleri Gidermek İçin Bağımsız Denetime İzin Vermesi Gerektiğini Belirtiyor.

Antmen Akkuyu’nun Altında Mağaralar Olabilir

Muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi Mersin milletvekili olan Alpay Antmen de güvenlik endişelerini dile getirdi. “Bu bölgede çok sayıda mağara var ve muhtemelen Akkuyu sahasının altında da mağaralar var,” dedi National’a

Alpay Antmen İnşaat Sahası Altında Mağalar Olmasının Muhtemel Olduğunu Söylüyor
Antmen Bölgede Bir Kısmı Keşfedilmiş ve Turizme Açılmış Çok Sayıda Mağara Olduğunu Bundan Dolayı Akkuyu İnşaat Sahasının Altında da Mağaralar Olmasının Muhtemel Olduğunu Söylüyor.

.“Şirket çimentodaki çatlakların zeminle hiçbir ilgisi olmadığını söylüyor. Samimi iseler, neler olup bittiğini doğrulamak için sitede bağımsız değerlendiricilere izin vermelidirler. ”

Akkuyu Nükleer projesinde yüzde 51 hisseye sahip olan Rus nükleer ajansı Rosatom tarafından yönetiliyor ve geçen yıl üç Türk firmasının çekilmesinin ardından yerel ortak arayışı devam ediyordu.

Akkuyu Santralının Yapımıcısı Rosatom
Akkuyu Santralının Yapımcısı ve Ortağı Rosatom, Sismik Endişelerle İlgili, Bu Konuda Hem Avrupa Hem de Türkiye’deki Yönetmeliklere uygun İnşaat Yapıldığını, Santralın 9 Şiddetindeki Bir Depreme Bile Dayanabileceğini Belirtiyor.

Şirket Türkiye deki ve Avrupa’daki Yönetmeliklere Uyduğunu Söylüyor

Rosatom, Türk ve Avrupa yönetmeliklerine uyduğu ve sahayı izlemek için bağımsız Fransız mühendisler tuttuğunu söyledi. Tesisin sismik bir fay hattına yakınlığıyla ilgili endişelere yanıt veren şirket, 9 büyüklüğündeki bir depreme dayanacak şekilde inşa edileceğini söyledi. Şirket, “Projenin tüm yönleri Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu ve diğer ilgili kurumların gözetimi altında yürütülmektedir” dedi.

Akkuyu Lütfi Sarıcı
Akkuyu Nükleer A.Ş Mersin Bilgilendirme Merkezi Yöneticisi Eyüp Lütfi Sarıcı, Rus Liderliğindeki Projenin Güvenliği İle İlgili Alınan Önlemleri Anlatıyor.

İş Güvenliği Standartları Bu Kadar Düşükken

Bu arada, projeye karşı olanlar Türkiye’deki kötü iş güvenliği standartlarının, ilk reaktörün 2023’te çalışmaya başlayacağı Akkuyu’da başka bir risk oluşturmasından korkuyor.

 NKP Üyesi Ful Uğurhan
Mersin Tabipler Odası Üyesi Emekli Bir Doktor ve Mersin’den Nükleer Karşıtı Aktivist Olan Ful Uğurhan Türkiye’nin Güvenlik Standartlarının ve Devletin Bu konudaki Gevşekliğinin Bir Nükleer Santral Yapmaya Uygun Olmadığı Kanısında.

Elektrik santraline şiddetle karşı çıkan birçok insan var ama işini kaybetmek ya da hapse girmek istemiyorlar, Emekli bir doktor ve Mersin’den nükleer karşıtı aktivist olan Ful Uğurhan, “Kendi tecrübelerimle Türkiye’de iş güvenliğinin çok çok düşük olduğunu biliyorum. İşyerlerinde güvenlik önlemleri ciddiye alınmıyor. ”

1998 Yılında Kırılan Radyoaktif Konteyner
1998 Yılında Hurdalığa Atılan Radyoaktif Tıbbi Atıkların Konulduğu Atık Konteynerinin Kırılması Nedeniyle Bir Çok Kişi Radyasyona Maruz Kalmış ve Tedavi Görmüştü.

İstanbul’daki Olaya Dikkat Çekti

İstanbul’da 1998 yılında meydana gelen ve iki radyo tıbbi atık kabının hurdaya satıldığı[1] ve düzinelerce hasta bıraktığı bir olaya işaret etti ve Türkiye henüz nükleer bir ülke bile değil, zaten Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın da kaza sicili olan ülkeler listesinde, Uğurhan, 1976 yılında lisanslanan Akkuyu’daki gelişmeleri yirmi yılı aşkın bir süredir takip ediyor. Şeffaflık eksikliğinin endişeleri tetiklediğini söyledi.

NKP Dönem Sözcüsü Mühendis Üresin Akkuyu Nükleer Santralını “bir gizlilik perdesinin arkasında çalışmak” ile suçladı ve bağımsız uzmanlara daha fazla erişim izni verilmesi çağrısında bulundu.

Santrala Karşı Çok Kişi Var Ama Korkuyorlar

Mehmet Uysal yakınlardaki Büyükeceli köyünde yaşıyor ve en aktif muhaliflerden biri. Hem kendisi hem de Dr. Uğurhan aktivizmi nedeniyle birkaç kez tutuklandı. 40 yaşındaki su teknisyeni, “Güç santraline karşı güçlü bir şekilde karşı karşıya olan birçok insan var, ancak işlerini kaybetmek ya da hapse girmek istemiyorlar.” Dedi.

Akkuyu Deniz Yaşamı
Çevreciler, Tekrar Kullanılan Soğutma Suyunu Tekrar Denize Pompalamanın Mersin Çevresindeki Su Sıcaklığının Yüzde 80 Artmasına Neden Olabileceğini Düşünüyorlar. Bunun Sonucunda Balıklar Yumurtalarını Buraya Bırakmayacak, Dahası Bu Sıcaklık Artışı Nedeniyle Buradaki Denizin Bir Su Çölüne Dönüşeceğini İfade Ediyorlar.

Akdeniz ekosistemi üzerindeki etkisi, santralın1.200 megawatt’lık dört reaktörünü soğutmak için deniz suyunu kullanacak olan Akkuyu ile ilgili çevresel kaygılar arasında en üst sırada yer alıyor. Çevreciler, tekrar kullanılan soğutma suyunu tekrar denize pompalamanın Mersin çevresindeki su sıcaklığının yüzde 80 artmasına neden olabileceğini düşünüyor.

Çevreciler, tekrar kullanılan soğutma suyunu tekrar denize pompalamanın Mersin çevresindeki su sıcaklığının yüzde 80 artmasına neden olabileceğini düşünüyor. Yakındaki Yeşilovacık köyünde tatil yapan 62 yaşında amatör bir balıkçı olan bir kişi ise. “Balık yumurtalarını bırakamayacak ve buradaki deniz suyla dolu bir çöle dönüşecek” dedi. “Deniz üzerinde uzun vadeli bir etkisi olacak. Zaten Akkuyuya çimento sağlamak için inşa edilmiş bir çimento fabrikası var ve bu da çevreyi büyük ölçüde etkiledi. Birkaç yıl önce olduğundan daha az balık var. ”

Balıkçılar
Bölgede Balıkçlık Yapanlar Nükleer Güç Santralı Sonrası Bölgenin Doğal Özelliklerinin Geri Dönüşsüz Şekilde Değişeceğini Düşünerek Endişeleniyorlar.

Bölgenin Doğal Özellikleri Değişecek

Santral Muhalifleri, santralın bölgenin doğal özelliklerini değiştireceğini söylüyor. Yeşilovacık sakinleri kooperatifi başkanı Hasan Yurt, “Burası sanayi bölgesine dönüştürülen bir tarım alanı” dedi. “Çiftçiler şimdi çimento fabrikasında çalışıyor ve hiçbir şey dikilmiyor.” Türkiye, talebe bakılmaksızın belirli bir fiyata belirli bir miktarda elektrik satın almak için 15 yıllık bir yükümlülük üstlenmiştir. Tesisin, Türkiye’nin elektrik ihtiyacının onda birini sağlayacağı öngörülmektedir.

TMMOB Üyesi Üresin, “Bu, Türkiye ekonomisine hiçbir şekilde katkıda bulunmayacak, çünkü elektrik üretim maliyeti çok yüksek” dedi. Üresin bol miktarda güneş ve rüzgâr kaynağı olduğuna dikkat Türkiye’nin nükleer enerjiye ihtiyacı olmadığını belirtiyor. Tesis, Ankara’nın sadece Türkiye tarafından tanınan Kuzey Kıbrıs konusunda Kıbrıs ile devam eden anlaşmazlığına ve bölgedeki gaz arama çalışmalarına katkıda bulunmakla tehdit ediyor.

Kıbrıs Rum Yeşiller Partisi Lideri Perdiks
Kıbrıs Yeşiller Partisi Başkanı George Perdikis De Buradaki Nükleer Karşıtları İle Benzer Endişeleri Taşıyor, “Temel Endişelerimiz… Santral İçin Seçilen Yerin Coğrafi Ve Fiziksel Özelliklerine Dayanıyor” Diyor

Kıbrıs Yeşilleri Seçilen Yerin Özelliklerinin Endişe Kaynağı Olduğunu Belirtiyor

Kıbrıs Yeşiller Partisi Başkanı George Perdikis, “Temel endişelerimiz… Santral için seçilen yerin coğrafi ve fiziksel özelliklerine dayanıyor” dedi. Çevresel etki değerlendirmesinin “sorunlu bir şekilde… Komşu ülkelerle herhangi bir görüşme olmaksızın” yapıldığını da sözlerine ekledi. Bu arada Avrupa Birliği’nin, Türkiye’nin, büyük projelerin çevresel etkileri konusunda ülkeleri komşu ülkelere danışmaya çağıran uluslararası sözleşmelere taraf olmadığını kaydetti.

Uzmanlar Israrla Akkuyunun Deprem Aktivitesi Yüksek Bir Bölgede Olduğunu Belirtiyorlar.

Avrupa Komisyonu temsilcisi, “Türkiye’nin mevzuatını, nükleer tesislerin herhangi bir kaza olmasını önleyecek şekilde tasarlanmasını, inşa etmesini, devreye almasını ve işletmesini gerektiren tüm AB nükleer güvenlik müktesebatı ile uyumlu hale getirmesi bekleniyor” dedi.


[1] Olayla İlgili TAEK şu açıklamayı yapmıştı “Aralık 1998 ve Ocak 1999’da İstanbul, Türkiye’de Kobalt 60 tele-terapi kaynaklarının taşınmasında kullanılan iki kap hurda metal olarak satılması sonucunda ciddi bir radyolojik kaza meydana gelmiştir. Bu iki kabı satın alan kişiler kapları açıp zırhlı konteynerleri parçalayarak kendileriyle birlikte bir kaç kişiyi, farkında olmadan en az bir zırhsız Kobalt 60 kaynağından yayılan radyasyona maruz bırakmıştır. Konteynerleri parçalayan kişiler akut radyasyon sendromu görülmüştür. Mağdurları muayene eden doktorun, bu kişilerin radyasyona maruz kalmış olabileceği yolundaki şüphelerini bildirmesi üzerine olay, ilgili ulusal yetkililerin dikkatini çekmiştir. Ulusal yetkililer, anlık radyasyona maruz kalmış olması muhtemel diğer bireyleri tespit etmiş ve (yedisi çocuk) toplam 18 kişi hastaneye kaldırılmıştır. Bu kişilerden, on yetişkin, anlık radyasyona maruz kaldıklarına dair semptomlar ve klinik belirtiler göstermiştir.”

Zeen is a next generation WordPress theme. It’s powerful, beautifully designed and comes with everything you need to engage your visitors and increase conversions.

Foto Galeri

Daha Fazla İçerik
Cezayir Diğer Direnişçilerin Kafataslarını da Getirecek
CEZAYİR SOYKIRIMIN KANITI OLAN PARİSTEKİ DİRENİŞÇİLERİN KAFATASLARINI GETİRECEK
%d blogcu bunu beğendi: