MAKNO’NUN GÖZÜNDEN UKRAYNA SAVAŞI

Makhno Putin’i kovmak için şüphesiz Ukrayna ordusunun yanında şiddetle savaşacak olsa da, Batı’nın temsil ettiği yoğun güç hakkında hiçbir yanılsamaya kapılmış olmayacaktı. Elbette batıdaki biçimsel demokrasi Putin’in otokrasisine sonsuz derecede tercih edilir, ancak o demokrasi yine de nükleer silahlarla dolu, hâlâ çok güçlü devletlere odaklanmış, hâlâ gezegeni hızla yok eden son derece zengin şirketlerin çıkarlarına hizmet ediyor.

Mira Oklobdzija- Anarchist Library

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ruslar ve Ukraynalıların tek ulus olduğunu ancak Ukraynalıların beyinlerinin yıkandığını söyledi. Bu gerekçenin ardından Kremlin, beyinleri hasar görmüş zavallı, kardeşleriyle savaşmak için iddiaya göre aklı başında ve bilgili Rus askerlerini gönderiyor. Bu çok hoş bir resim değil ve aynı zamanda yeni de değil. Mevcut çatışma, birçok yönden, Ukrayna’nın en önemli anarşistlerinden birinin karıştığı daha önceki bir trajediyi tekrarlıyor.

Nestor Ivanovych Makhno, Zaporizhzhia nükleer santrali ile aynı eyalette bulunan Huliaipole’de doğdu. Makno,1921 yılına kadar o bölgedeki birçok savaşta yer aldı. İlk olarak, Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya ve müttefikleriyle, ardından gerici Rus Beyaz Ordusu ile karşı karşıya geldi. Daha sonra, Kızıl Ordu, Mahnovşçina’yı yenilgiye uğratmadan ve Mahno’yu kalıcı sürgüne zorlamadan önce Kiev’de hükümetle savaştı.

Rus devriminin ilk aşamalarında Mahno, sovyetlerin, yani köylülerin, işçilerin ve askerlerin yerel örgütleri fikirini benimseyen bir “kardeş” olarak görülüyordu. Sorunlar, Moskova merkezli komiserleri ve Rus Komünist Partisi yönetimini reddetmesiyle başladı. O Parti, onu haydut olarak yaftalamak ve onu antisemitizm ve militarizmle suçlamak için hiçbir çabadan kaçınmadı. Makhno’nun ünü ölümünden sonra onlarca yıl boyunca da devam etti. Bazıları onu kendine mal etmeye çalıştı. Colin Darch’ın yazdığı gibi, Sovyetler Birliği’nin çöküşünden bu yana Ukraynalı sağcı kesimler onun anarşist karekterini gözardı ederek Makhno’yu Ukraynalı bir milliyetçi olarak yeniden karakterize etmeye çalıştılar. Daha yakın zamanlarda, Mahno’nun memleketi onu yerel bir kahraman ilan etti ve 2009’da kasaba meydanlarından birine onun bir heykelini dikti. 2019’da Oleksandr Ishchenko, Huliaipole Kent Konseyi’nin, şehre turist çekme kampanyasının bir parçası olarak, markalaştırılmak istenen Makhno’nun küllerinin Paris’teki Père Lachaise Mezarlığı’ndan iadesini talep etmeye hazır olduğunu açıkladı.

Putini Kovmak İçin Savaşırdı Ama Batı Emperyalizmine de Sakınımlı Olurdu

Adam Lent,  günümüzdeki mevcut çatışmada “Nestor Makhno ne yapardı” sorusunu soruyor.

“Putin’i kovmak için şüphesiz Ukrayna ordusunun yanında şiddetle savaşacak olsa da, Batı’nın temsil ettiği yoğun güç hakkında hiçbir yanılsamaya kapılmış olmayacaktı. Elbette batıdaki biçimsel demokrasi Putin’in otokrasisine sonsuz derecede tercih edilir, ancak o demokrasi yine de nükleer silahlarla dolu, hâlâ çok güçlü devletlere odaklanmış, hâlâ gezegeni hızla yok eden son derece zengin şirketlerin çıkarlarına hizmet ediyor.”

Daha önce Putin ile aynı çizgide olan dünya liderlerinin Ukrayna’daki savaşa tepkilerini değerlendirirken Makhno’nun şüpheciliğini hatırlamak önemlidir. Donald Trump, Putin’i “oldukça zeki” olarak adlandırmakla daha sonra Rus ordusunun gelişigüzel saldırılarından bahsetmek arasında gidip geldi. Avrupa’da, Hollandalı PVV lideri Geert Wilders Rus işgalini kınarken, Fransız Marine Le Pen, İtalyan Matteo Salvini ve Macar lider Viktor Orbán gibi Putin’in diğer sağcı taraftarları geçtiğimiz haftalarda kendilerini Rus askeri harekâtından uzaklaştırdılar. Ancak bazıları görüşlerinde tutarlı kaldı. Hollanda parlamentosundaki aşırı sağcı siyasi züppe ve oportünist Thierry Baudet, Putin’i takdir etmeyen herkesin “Disney Dünyası”nda yaşadığını söyledi. Ukrayna, diye devam etti, “bir ulus-devlet değil, bir ülke değil, daha ziyade biri Rus ve biri Rus karşıtı olmak üzere en az iki farklı halktan oluşan bir holding” ve NATO’nun tüm bunları kışkırttığını iddia etti. Ona göre Putin, “AB’nin absürt savaşçılığı” ile karşı karşıya kalan “muhafazakar Avrupa’nın lideri”dir.

Sağ Siyasetçiler Putin Perverliklerini Gizlemek İsteseler de Bu Açık

Sırbistan Devlet Başkanı Aleksandar Vucic, isteksizce Rus işgalini kınarken, Putin’in bunu kalbinin derinliklerinden gelen bir istekle değil değil, Batı baskısı nedeniyle yaptığının sinyallerini verdi. Belgrad’da binlerce insan Ukrayna ile dayanışmalarını ilan ediyordu, ancak onları “Rus kardeşlerini” açıkça destekleyen başkaları da yakından takip ediyor. “Kardeş” gibi basit bir kelimenin bile politik olarak yüklü bir etiket haline geldiği dünya  gerçekten üzücü.

Mahno’nun ruhu belki de en iyi Rus anarşistlerinin savaş üzerine yayınladıkları pozisyonda bulunabilir:

“Biz, Anarşist Savaş Karşıtları kolektifi olarak, Ukrayna devletinin hiçbir şekilde hayranı değiliz. Ukrayna devletini, geçmişte defalarca eleştirdik ve muhalefeti destekledik ve aynı zamanda Ukrayna güvenlik servisleri tarafından geniş çaplı bir baskının da hedefi olduk… Bütün devletler birer toplama kamplarıdır. Ancak şu anda Ukrayna’da olan şey, bu basit formülün ve her anarşistin savaşta ülkelerinin yenilgisi için savaşması gerektiği ilkesinin ötesine geçiyor. Çünkü bu, sermayenin etki alanlarının yeniden dağılımı üzerinde kabaca eşit iki güç arasındaki bir savaş değil… Şu anda Ukrayna’da olan şey, emperyalist bir saldırganlık eylemidir: Başarılı olursa, her yerde özgürlüğün azalmasına yol açacak bir saldırganlık…”

Keith Preston’a göre Ukraynalı anarşistler de benzer bir pozisyon aldılar: “Ukrayna’nın kendisinde, yerel anarşistler arasında savaş çabalarına oybirliğiyle destek var gibi görünüyor, ancak komuta yapısı ve daha büyük sadakat sorunları konusunda başlangıçta bazı anlaşmazlıklar oldu. Sahadaki anarşist askeri çaba, kUkrayna’nın Bölgesel Savunma Kuvvetlerinin içinde örgütlenmiş olan özerk Direniş Komitesi bayrağı altında örgütlendi.”

Bu arada, Ukraynalı aktivist ve tarihçi Taras Bilous, Dissent Magazine tarafından yayınlanan Kiev’den Batı Solu’na açık bir mektupta şunları yazıyor: “Son yıllarda, barış süreci ve Donbas savaşının her iki tarafındaki sivil kurbanlar hakkında yazdım. Diyalog geliştirmeye çalıştım. Uzlaşma olmayacak. Putin istediğini planlayabilir, ancak Rusya Kiev’i ele geçirse ve işgalci hükümetini kursa bile buna direneceğiz. Mücadele, Rusya Ukrayna’dan çıkıp tüm kurbanların ve yıkımın bedelini ödeyene kadar sürecek.”

Ukrayna Faşistlerle Rus Milliyetçisi Putin Arasında Sıkışmış Halde

Bugün Ukraynalıların içinde bulunduğu duruma sempati duyanlar arasında ortaya çıkan geniş fikir birliğine dair hissim şu:

  • Rusya, bağımsız bir ülkeye agresif bir şekilde müdahale ediyor;
  • İnsani felaket her saat büyük ölçekte artıyor
  • Batılı ülkeler daha önce hiç olmadığı kadar birleşmiş durumdalar;
  • Kolay çözümleri olmayan geleceğe yönelik korkular artıyor;
  • İklim değişikliği gibi diğer hayati konular büyük ölçüde beklemede;
  • Bu savaşın domino etkisi çok daha geniş bir ölçekte kaçınılmazdır;

Ben Ukraynalı değilim, ancak Rus ve Ukraynalı anarşistlerin (ve sadece onların değil) bu savaşa karşı çıkması gibi Putin’in eylemlerine derinden içerliyorum. Siyaset büyük ölçüde başarısız oldu ve her zaman olduğu gibi bunun bedelini siviller ödüyor. Diğer siyasi güçler yeniden bir araya gelmeli, harekete geçmeli ve yeni kardeşlik bağları oluşturmalıdır. Bu arada, Ukrayna, Kenneth Surin’in metaforunu kullanırsak, iki büyük kedi arasında sıkışıp kalmış bir fare olarak kalacaktır. Sadece farenin Azak Taburundan ve benzerlerinden uzaklaşacağını umabiliriz. (Anarchist Libraries)

Zeen is a next generation WordPress theme. It’s powerful, beautifully designed and comes with everything you need to engage your visitors and increase conversions.

Foto Galeri

Daha Fazla İçerik
İŞKENCEDERE DİRENİŞÇİLERİ: BARİKATLAR BİZİ KORKUTAMAZ
%d blogcu bunu beğendi: