Irkçılar Irkçıları

IRKÇILAR IRKÇILARA IRKÇI DİYOR

Çağdaş Amerika Devletinin yapısı kuzeyde ve güneyde iki farklı sermaye birikimi rejiminin birbirine entegre olmasıyla oluşuyor. Bu yüzden de iki farklı yüzü var biri yumuşak biri sert. Türk devletinin oluşumu ise olmayan bir Türk burjuvaziyi inşa ederek yapılanıyor ve bu belli bir yağma, talan ve sistematik inkâra dayanıyor. Türklük kurgusunun kurumsallaşması daha önce coğrafyada olmayan bir etnokrasinin inşasına gidiyor ki bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti’nin kronikleşmiş sorunları bu ırkçılıklar altında yatıyor.

M. Murat Muratoğlu*

Amerika’da Trump’un iktidarını sallayan anti-ırkçı siyah hayat değerlidir gösterileri şu sıralar hız kesse de geride oldukça zengin bir tortu bıraktı. Gösteriler sürerken buradan yükselen tepkiler ise şaka gibi denecek cinstendi. Türkiye de hâlihazır yönetenler de dâhil devletin temellerinde yer alan kendi ırkçılıklarını görmezden gelerek, biraz da gezi isyanı esnasında ABD ve Avrupa’nın göstermiş olduğu hafif kınama içeren diplomatik söylemlere tepki duyduğundan, ABD ve Avrupa’da olan her hükümet karşıtı gösteriye insan hakları savunucusu pozu keserek alttan alta ise ”oh olsun işte” diyerek müdahilmiş havası veriyor. Hatta gösteriler esnasında trollerin sosyal medyada oh Amerika yanıyor şeklindeki söylemleri tam da bu kompleksli halin dışa vurumuydu.

Irkçılık Tarihsel ve Sınıfsal Bir Tutumdur

Irkçılık tarihsel, sınıfsal ve siyasal bir tutumun parçasıdır. Bir hastalık ya da psikolojik bir sorun değildir. Sıklıkla kurumsal bir tutumun parçasıdır. 25 Mayıs Pazartesi günü, Amerika’nın Minneapolis kentinde olan polisin cinayeti de münferit bir durumun değil kurumsal bir cezasızlık geleneğinin, ırksal bir ayrımı dayanan hukuki kategorilerden miras kalmış edimlerin devamı gibi ve bu durumun yakın zamanda değişeceği yok gibi duruyor. ABD’de ırkçılığın ve beyaz üstünlükçülüğünün cürümlerini anarken ya da Avrupa’da mülteci düşmanlığı ve yükselen ırkçılığı tartışırken çok keskin olan diller ise içinde var olduğu gerçekliği korkunç bir riya ve hayâsızlıkla sunuyorlar.

Tarih birazda bir trajediler sahnesi olarak pek çok farklı “ırkçılığa” ev sahipliği yaptı ve yapıyor. Farklı insan toplulukları arasındaki ilişkilerin her zaman “iyi ya da iyicil” olduğu söylemek ahmaklık olur. Çağdaş Amerika Devletinin yapısı kuzeyde ve güneyde iki farklı sermaye birikimi rejiminin birbirine entegre olmasıyla oluşuyor. Bu yüzdende iki farklı yüzü var, biri yumuşak biri sert. Türk devletinin oluşumu ise olmayan bir Türk burjuvaziyi inşa ederek yapılanıyor ve bu belli bir yağma, talan ve sistematik inkâra dayanıyor. Türklük kurgusunun kurumsallaşması daha önce coğrafyada olmayan bir etnokrasinin inşasına gidiyor ki bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti’nin kronikleşmiş sorunları bu ırkçılıklar altında yatıyor. Tabi ki bu durumların ayrılığı/farklılığı(Amerikan ve Türk devletinin oluşumunun ayrılığı) ırkçılıkların da farklı kurulmasının en temel sebeplerindendir. Fakat bir ırkçılığı ırkçılık olarak ele alıp mahkûm edip, hemen yanında olanı meşrulaştırmak bugünlerde geniş bir kesiminin hem de ırkçılığı ve “her türlü” milliyetçiliği ayaklar altına almış geniş bir kesimin hobisi haline dönüştü. Bu yüzden biraz bir kıta öteye değil yanımızda olanlara odaklanmakta fayda var.

Amerikan ırkçılığından bahsederken Afro-Amerikalılara yönelen polis şiddeti ve keyfiliği ve cezasızlıktan söz ediliyor. Sanırım burası Türkiye’ye çok uzak değil ama hakkını yemememiz gerek Türkiye’de salt etnokrasinin ayrıştırdığı unsurlar değil her türlü muhalif bu şiddetten nasibini alıyor hem de cezasızlık norm. Gezi’den, Kürt illerindeki zırhlı araç cinayetlerine her türlü bahis buna eklenebilir.

Türkiye ile ABD Benzer Sınıfsal Irksallaştırma İçinde

Afro-Amerikalı yoksulluğu ve eğitimden sağlık sistemine erişimin ırksal bir eşitsizlikler silsilesi ile oluştuğu yine önemli bahisler arasındaki ki aynı şekilde suç oranlarının ve suç konseptinin de ırksallaştırılmasından söz ediliyor.

Türkiye’de de bugün illere ayrılmış gayri safi yurtiçi gelire bakılınca bazı bölgelerin konumu çok net ortaya çıkıyor. İl bazında semtleri incelemekte çabası. Sağlık ve eğitimden ayrımcılık dilsel ve kültürel hakların teslim edilmemesi ile başlı başına çok farklı bir noktada duruyor. Misal Afrin’e giden Türkiye orada da Kürtçe anadilde eğitimi müfredattan çıkarıyor.(Afrin’e nasıl gidildiği başlı başına ayrı bir sorun!) Bu zamana kadar konuşulamaz olan bazı şeyler artık konuşuluyor. Hadi kabul edelim bunu ama kimin sayesinde burası çok tartışmalı. Yine suç konseptinin etnikleşmesi yerine bir etnik temsilin suçlaşması ile karşı karşıyayız burası biraz nüans istiyor çünkü bu temsil ve talep formu güçsüz ise kısmen serbest bırakılabiliyor.

Afro-Amerikalılara yönelik ırkçılık kölelik gibi bir tarihsel durumun bakiyesine dayanıyor. Bu durum Amerikan Devleti tarafından farklı veçhelerde tanınmış durumda. Bu Amerikan yapısallığının iki yüzünden biri, taban taleplerinin oluşmasıyla esniyor ve Sivil Haklar Hareketi’nden Martin Luther Kinglere pek çok kişi ve hareket tarafından şekillenebilen bir form. Evet, ayrımcılık ve kölelik gibi yoğun alt yapısal bir bağın tabiri caizse bir ferman ile ortadan kalkmayacağı ortada ve sorunların kökeni de bu efendilik kurgusunun beyaz üstünlükçülüğü üretmesinde yatıyor. Özgürlük, eşitlik ve tanınma isteyen köle anayasal eşitlik ve tazminat arıyor. Bu süreç bugün dahi devam etmektedir.

Türkiye de Sürecin Kökeni Millet Sistemine ve İttihatçılığa Dayanıyor

Türkiye’de ise sürecin kökeni Osmanlı imparatorluğuna, millet sistemine, Tanzimat ve Tanzimat sonrası oluşan İttihatçılığın siyasal-ekonomik-kültürel Türkçülüğüne dayanıyor. Önce gayrimüslimler sonra da Sünni Müslüman ama Türk olmayan Kürtler bu süreçten nasiplerini alıyor. Devlet ise bu durumu ancak 90’lardan sonra ve yükselen şiddetten sonra tanımaya yeltendi ki hep gelgitler ve oyalama taktikleri ile yaklaşıldı. Türkiye’nin bir etnik ve kültürel düşmanlıklar yuvası olmasında pek çok farklı siyasetin ve kişinin rolü var. Yüzleşme ve hesaplaşma ise tek olası kür gibi duruyor. Ayrıca mevcut kültürelcilikler ve etniklikler diğer sorunların ve çelişkilerin üzerinin örtülmesinde çok kullanışlı araçlar olarak ezilenleri birbirine düşürüyor. Meselemizin kökeni oluşmakta olan Türk burjuvaziye kaynak olarak sunulan gayrimüslim mallarından tutunda sistematik olarak bir dilin kültürün reddine hatta soykırıma kadar gidiyor. Bu zor yüzleşme her adalet ve eşitlik mücahidinin önünde durmalıdır. Aksi hayâsızlık olur.

Irkçılar Irkçılara Irkçı Diyor

Velhasıl bugün stadının adı ırkçı bir vergi olan Varlık Vergisinin mimarı olan kişinin adıyla aynı olan spor kulübü ırkçılığa hastalık diyor. Eski politikaların ve kurumların uzantısı olan kişiler polis şiddeti ve ırkçılığı kınıyor. Cumhurbaşkanı bizzat takipçisi olacağım diyor. Peki, kurumsal ırkçılığın müntesipleri kurumsal ırkçılığı kınarken ne murat ediyor. Bu Netanyahu’dan Neonazilere ve Arap Cumhuriyetleri’nden Türkiye’ye yaygın bir tutum. Bu dışsal bir ırksal hiyerarşiyi kınayarak bile olsa tanıma/gösterme ve bir çeşit normalleştirme çabası oluyor. Dünyadaki ilişkilerin organik biçimi olarak ırksal/sınıfsal hiyerarşiler var deniliyor ve ayrıca kendi “necipliğinin” temsili olarak ötekinin kiri gösteriliyor. Bu söylem stratejisi mevcudiyetini ırkçılar var olduğu sürece sürdürecek gibi duruyor. Bir tür değilleyerek olumlulaştırma çıktısını ise elde etmemeleri için her yerde ifşa edilmeleri gerekiyor.

 Hekim Adayı, Felsefe, Ekoloji, Siyaset Bilimi ilgi alanları içinde yer alıyor.


Zeen is a next generation WordPress theme. It’s powerful, beautifully designed and comes with everything you need to engage your visitors and increase conversions.

Foto Galeri

Daha Fazla İçerik
Gürer Niğdede Çiftçilerin Sorunlarını Dinledi
GÜRER: ”HIZLA TARIM ALANLARINI TÜKETİYORUZ”
%d blogcu bunu beğendi: