İKA TAŞLARI SUİSTİMAL Mİ? GERÇEKLER Mİ? (2)

İka Taşları üzerinde yapılan incelemeler bu taşların bazılarının oldukça eski olabileceğini ortaya koyuyor. Ancak yapılan analizlerin hiç biri Cabreranın 450 milyonluk tarih tezini doğrulayacak nitelikte değil. Bulunan en eski tarih 2000 yıllık görünüyor. Öyleyse taşlardaki dinozor motifleri, cerahhi ameliyat denecek çizimler, nazca düzlüklerindeki gibi havadan görüntüler, beyin nakli olduğu iddia edilen çizimler bütün bunlar sahte mi. Bilim dünyasında az sayıda kişi dışında arkeologlar bu taşların çok büyük kısmının en fazla da sözünü ettiğimiz çizimlerin oldukları taşların tamamı ile eskitme teknikleri kullanılan ama tamamı ile güncel çizimler olduğunu belirterek Cabreranın bir bilimsel dolandırıcılık heveslisi olduğu kanısında. Ancak az sayıda arkeolog daha fazla araştırma yapılırsa and halklarının taş devri insanları olmadığının ortaya çıkacağını söylüyor.

Kil çamurundan yapılma eserleri içinde barındırdıkları organik artıklardan dolayı tarihlendirmek kolaydır, ama bu eski taşlar organik madde içermedikleri için tarihlendirilmesi çok zordur. Klasik karbon metodu cisimdeki organik maddeler( bir zamanlar yaşamış olan canlılar) esasına dayanarak bir tarihlendirme yapabilmektedir.Bir gezginin dinazor figürü olan üç taşı analiz için ABD’ye götürüp inceletmesi ile işler daha da ilginçleşti. Taşlardan ilki hediyelik taşlardandı ve analiz bunun üretim olduğunu üzerindeki demir testeresi kalıntılarından tamamı ile yeni olduğunu ortaya koydu. Buna mukabil Cabrera’nın müzesinde alınıp incelen taş ise tamamen orjinaldi. Kökeni bilinmeyen Cabrera taşının analizi, ince bir patina (patina, yapının dış ve iç yüzeyine söz konusu eskimeyle eklenen katmanın adıdır. Onu hem bir atmosferik kir katmanı ve yaşanmışlık kanıtı olarak örter, hem de aynı katmanın daha derinlere işlemesini engelleyen bir koruyucu kılıf işlevi görür,) gömülü kir ve doğal oksidasyon ile orijinalliğin sağlam kanıtlarını ortaya çıkardı. “Laboratuvar raporunda şunlar yazıyordu: “Bu taşlar çizimlerle oyulmuş. Çizimlerin kesiğinin üzerlerinde bir patina filmi vardı. Bu nedenle, yakın tarihli olamazlar.” Bu yaş göstergelerine ek olarak, müze taşında geniş güherçile birikimi ve hatta taşın bir bölümünde liken büyümesi görüldü. Raporda şu sonuca varıldı: “Patinasyon göreceli bir tarihleme yöntemidir ve mutlak değildir. Bu taşlar 500 yıl önce, 2000 yıl önce ya da daha önce oyulmuş olabilir ama kesinlikle modern değiller.”  

Taşların Üzerindeki Cerrahi Müdahale Görüntüleri Hele de Günümüz Ameliyat Tekniklerine Benzerlikler, Bu Taşların Sahte Üretim Olduğunu Söyleyenlerin Temel Dayanağı.

Ancak Bu laboratuvar raporu, test edilen eserler için oldukça kesin olsa da, bu testin birçok Cabrera koleksiyonu eseri için ne kadar iyi çalışacağı konusunda hala önemli derecede bir belirsizlik vardı. Belirgin dinozor tasvirleri de dâhil olmak üzere, kökeni bilinmeyen taşların çoğu, çok az patina gösterir (Ryan Drum’un gözlemlediği gibi). Taşlar üzerinde patina analizi yanın da Metalürjik test yöntemi de uygulandı. Tamamen farklı bir kimlik doğrulama metodolojisi kullanılarak ikinci bir laboratuvar analizi yapıldı. Aynı üç Ica Taşı, metalurjik analizde uzmanlaşmış bir laboratuvara gönderildi. Bu analizler, eski insanlar tarafından yapılan alaşımları tanımlayabilir, kökeni belirsiz (yani iyi kontrol edilen arkeolojik ortamlardan çıkarılmamış) öğelerin doğrulanmasına yardımcı olabilir, kullanılan metalurjik prosedürler hakkında bilgi verebilir ve çok eski eserler söz konusu olduğunda, hammaddelerinin kökeni hakkında ipuçları sağlar. Metalurjik analiz, sahte taşlara uygulanan herhangi bir “yapay yaşlanma” patinesinden de etkilenmeyecektir. “Taş yüzeyleri, episkopik/olay ışık aydınlatması (MIC) ile donatılmış diseksiyon mikroskopları kullanılarak bütünüyle incelendi. Olası reaksiyona girmiş metali gösteren kesik (oyulmuş) bölgeler, karbon bant kullanılarak bantla kaldırılmış ve taramalı elektron görüntüleme ve geri saçılma (SEM/EDX) yoluyla analiz edildi. Bu taş [müze taşı], incelenen tüm yüzeylerdeki oyulmuş kesiklerinde aşınma gösterdi. Tek bir düzlemsel yüzey üzerinde, MIC analizi, kaya yapıcı minerallerin benzer alışkanlıkla ikincil mineralizasyona dönüştüğünü ancak kesikler içindeki alterasyonla ilgili genişlemiş hacimler sergilediğini gösterdi. Bu taştaki kesilerde metal veya başka herhangi bir kalıntı aşınması gözlenmemiştir.

And Halkları Atlı Araba Tekniğine Sahip Olmadığı Halde Bronz Çağına Tarihlenen Bu Figürler Neyin Sonucu?
Bronz Çağında Dinazorların Nesli Çoktan Tükendiği Halde Bu Figürler Nasıl Çizildi Hangi Esin Kaynakları Var?

Yapılan Analizler Bazı Taşların Çok Eski Olduğunu Ortaya Koyuyor

Daha çok bakırdan türetilen metalo-oksit/hidroksitler gözlenmedi. Bu bazaltik taş [menşei bilinmeyen taş], oyulmuş kesik bölgelerine gevşek bir şekilde yapışan küçük bakır mineralizasyon alanları gösterdi. Taş kesiler de kesiden aşınma gösterdi. Taş, hava koşullarına karşı genel koruma gösterse de, bakır kalıntıları ciddi şekilde yıpranmıştı. Bununla birlikte, birkaç sağlam metalik parça gözlendi. SEM/EDX [Enerji dağılımlı X-ışını spektroskopisi ile taramalı elektron mikroskobu] analizi, gümüş-bronz için hem sürtünme morfolojisi hem de spektrum gösterdi. Bu partiküllere bitişik yıpranmış bölgeler de bu metalden türetildiğini düşündüren spektrumlar gösterdi; metal sürtünmelerinden daha uzak olanlar, sürtünmelerle daha az ilişkili spektrumlar sundu ve matris elemanlarının daha karmaşık bir karışımını ve muhtemelen sınırlı difüzyonu gösterdi. Belki de önemli ölçüde, metal sürtünmelerinden veya bitişik yıpranmış bölgelerden hiçbir arsenik geri kazanılmadı. Analizciler “Taştaki Nemin varlığı ve eserin eskiliğini ortaya koyuyordu, muhtemelen herhangi bir artık metalin tamamen aşınmasına neden oldu. Kalan korozyon kalıntıları muhtemelen kalın patinanın altına gömülüdür.” Tespitinde bulundu. Kaynağı bilinmeyen (Cabrera’dan alınan) taşta arsenik bulunmaması ve yalnızca eser miktarda kalay bulunması, antik çağın çok net bir göstergesidir.

Bazıları Sahte Bazılarıysa Bronz Çağına Tarihleniyor

Küçük miktarlarda arsenik, kurşun, antimon ve kalay ile alaşımlı bakır, Eneolitik dönemde ortaya çıktı ve bu, tarih öncesi metalürjistlerin doğal bakırın teknik özelliklerini iyileştirmeye yönelik ilk girişimlerini gösteriyor. Daha sonraki Tunç Çağı işçiliği, nihai bronz ürünün sertliğini arttırmak için sürekli olarak kontrollü miktarlarda arsenik ve nihayetinde kalay ergitilmiş bakırın eklenmesini içeriyordu.

Bakır-arsenik ve bakır-kalaydan oluşan bronz alaşımlar, Orta And kültüründe Orta Ufuk’un sonları ve Erken Geç Orta Dönem’in( M.Ö 900-1100) bir fenomeniydi. And bölgesinde geliştirilen ilk bakır bazlı alaşımlar değillerdi; bakır-gümüş ve bakır-altın alaşımları onlardan çok önceydi. Nazca mezarlarında bulunan bronz aletlerin metalürjisi de Chemoptix tarafından analiz edildi. Hiçbiri, kaynağı bilinmeyen bir taşta bulunan metal parçaların bileşimiyle tam olarak eşleşmedi. Bir alet gümüşü içeriyordu, ancak hiçbiri kalay izlerini içermiyordu. Bu nedenle, birbirleriyle de tam olarak eşleşmediler. Bu sonuç, bu aletlerin, bronz alet bileşimindeki değişiklikler için safsızlıkların ve kontrolsüz alaşımların yapıldığı Erken Tunç Çağı’nda üretildiği inancıyla tutarlıdır. Bugün bile, özellikle arsenik olmak üzere çeşitli safsızlıkları nedeniyle geniş Peru bakır cevheri yataklarını kârlı bir şekilde çıkarmak zordur.

Tunç Aletlerle Modern Üretim İmkansıza Yakın

Menşei bilinmeyen bu taş için metalurjik doğrulama sonuçları oldukça etkileyici olsa da, önemli bir soru var. Tunç Çağı aletleriyle yapılmış modern bir taş üretimi olabilir mi?

Ancak bu olasılık birkaç nedenden çok zor bir ihtimal. Mezarlarda bulunan antik bronz aletler nadirdir ve büyük olasılıkla bir koleksiyoncuya hızlı bir şekilde satılacaktır. Huaqerolar (ki bunların dinozorları bu denli ayrıntılı resmedecek bilgi birikimi yok, hele modern cerrahi teknikler gibi incelikli şeyleri bilmeleri mümkün değil) toplu halde Ica Taşları üretiyor olsaydı, eski araçları kullanmaktan rahatsız olmamaları mantıklı görünmüyordu. Basilio Uschuya da (Cabrera’ya taş tedarik etmişti) hatıra taşını üretirken bunu yapmamıştı. Üstelik Erken Tunç Çağı aletleri, çok sert bir taş olan andezit taştan oluşan Cabrera Taşı üretilmeden çok önce yıpranmış olurdu.[1]

Perulu Doktor Javier Cabrera Dolandırıcı Mı Bilim Dünyasının Çok İlerisindeki Bir Kaşif mi?

Bütün bu tartışmalar net olarak bazı taşların sahte bazılarının ise daha çok bronz çağına ait olduğunu ortaya koyuyor malzemede organik ögeler olmadığı için karbon 14 testi gibi kesin sonuç verecek testler yapılamadığından bu taşlar konusunda yaş olarak net bir sonuca varmak mümkün değil. Taşlar için savunurları tarafından net bir bilimsel araştırma ile doğrulanmasa da biçilen en eski tarihin bile 65 bin yıl önce olduğu düşünülürse taşların dinazorlar çağını yaşamış çok eski bir insan türünün yapmış olma ihtimali sıfıra yakın görünüyor. Zaten dinazor tasvirlerindeki hantallık (Ancient Origin)


[1] Can the Ica Stones be independently authenticated?

https://creation.com/ica-stones-authenticated

Zeen is a next generation WordPress theme. It’s powerful, beautifully designed and comes with everything you need to engage your visitors and increase conversions.

Foto Galeri

Daha Fazla İçerik
ANKARA’DA FESTİVAL HEYECANI BAŞLADI!
%d blogcu bunu beğendi: