İCA TAŞLARI BİR SUİSTİMAL Mİ? GERÇEK Mİ? (1)

Arkeologların, eski astronot teorisyenlerinin ve yaratılışçıların aynı anda merakını uyandıran şeyler çok nadirdir. Ancak Ica taşları tam da bunu yapmıştır. Ica taşları, açık ve ayrıntılı şekilde resmedilmiş dinozorları, karmaşık tıbbi cerrahileri ve teleskoplar gibi ileri teknoloji biçimlerini betimleyen 15.000’den fazla oyulmuş taştan oluşan önemli bir koleksiyona atıfta bulunuyor. Çoğu arkeolog, taşların ayrıntılı bir aldatmacadan başka bir şey olmadığına inanırken, çok az sayıda arkeolog ise olduğu gibi reddetmek yerine daha fazla araştırma öneriyor.

Çakıldan kayaya kadar değişen büyüklüklerdeki taşlar, granit yarı kristal matrisli gri andezitten oluşmaktadır. Oyması çok zor olan sert bir taştır, ancak resimler oksitlenmiş yüzeylerden çizilebiliyor. Yüzeye oyulmuş görüntüler, aynı zamanda, taşın bir tarafına oyulmuş basit resimlerden karmaşık sahnelerin tasarımlarına kadar karmaşıklık bakımından farklılık gösterir. Bazı tasarımlar Paracas, Nazca, Tiwanaku veya İnka kültürlerine ait olduğu anlaşılabilecek tarzlarda görünürken, diğerleri daha önce hiç görülmemiş bir tarzı içerir.

Konular, çok tartışılan dinozor tasvirlerinin yanı sıra mitolojik tipteki canavarlar veya canavarlar da dâhil olmak üzere çiçek, balık veya canlı hayvan resimlerini içerir. Diğer taşlar, bilinen petroglifler ve jeogliflere karşılık gelen geometrik görüntüleri ve sembolleri tasvir eder. Örneğin, Ica taşlarından biri, Nazca jeogliflerinden biriyle neredeyse aynı olan bir maymunu tasvir ediyor.

En çok dikkati çeken taşlar, farklı dinozor türlerini betimleyenlerin yanı sıra teleskoplar ve uçan makineler gibi ileri teknolojiyi ve bulundukları sırada bilinmeyen(sezaryen gibi, anestezi şekli olarak kullanılan akupunktur ve kalp nakli gibi.) tıbbi uygulamaları gösteriyor.

Ica taşlarının keşfiyle ilgili anlatılanlara göre, 1966’da Perulu Doktor Javier Cabrera Darquea’ya 42. doğum günü için bir arkadaşı tarafından soyu tükenmiş bir balık olduğuna inandığı oyulmuş bir resmin bulunduğu bir taş hediye edildi. Peru’nun tarihöncesine olan ilgisinden dolayı Cabrera daha fazla taş toplamaya başladı İnka öncesi eserler de toplayan iki kardeşten 300’den fazla eser satın aldı. Cabrera daha sonra taşların başka bir kaynağını buldu, Basilio Uschuya adlı bir çiftçi. Uschuya Ica Nehri kıyılarından taştığında yakındaki bir dağı yok edip bilinmeyen bir mağarayı açığa çıkardığında büyük bir taş deposu bulduğunu iddia etti. Uschuya mağaranın yerini açıklamadı, ancak binlerce taşı Cabrera’ya satmayı kabul etti ve Cabrera koleksiyonunu 1970’lerde 11.000’den fazla taşa çıkardı. [1]

11.000 taş toplayan kişi Dr. Javier Cabrera Darquea. Bir tıp uzmanı. Profesör Doktor Unvanlı bir Cerrah. Ica Bölgesel Konseyi üyesi, Uluslararası Cerrahi Koleji’nin ilgili üyesi, Ica eyaletinin kültür direktörü, cerrah, biyolog ve antropologdu. Ayrıca, 1563’te Ica şehrini kuran Kaptan Don Luis Jeromino de Cabrera y Toledo’nun doğrudan soyundandı. Taşları topladı ve 40 yıl boyunca inceledi ve sonunda konağının iki odasını halkın görmesi için bir müzeye dönüştürdü. Odalar tepeden tırnağa taş raflarla ve yerdeki taşlarla dolu. En küçük taşlar yaklaşık 31.03 gram ile en büyüğü 500 kiloyu aşan ağırlıkta.

Taşlara ilk Referans 1906’da Cabreranın Babasına Ait

Ica taşlarının tarihi, Cabrera’dan 400 yıldan daha eski. Ica taşlarına en erken modern referans 1906’da Dr. Cabrera’nın babası Dom Pedro tarafından yapıldı. Dom Pedro, babasını (Cabrera’nın büyükbabası) Ica’nın dışında kazı yaparken gördüğünde dokuz yaşındaydı. Mezarlarda üç dört taş buldu; ancak bu taşlar, Cabrera’nın 1926’da doğmasından çok önce kaybolmuş veya çalınmıştı. Taşların bir sonraki kaydedilen bulgusu, antik çanak çömlek arayan adamlar tarafından 1961’deydi. 1961’den beri 50.000’den fazla Ica Taşı bulundu. Bu taşların çoğu mezar soyguncuları tarafından ortaya çıkarıldı. Huaqueros denilen bu adamlar eğitimsizler ilkokulu bile bitirmeyenler çoğunlukta. Bu bilgiyi verme nedenim taşların arkeologlarca bulunanları hariç tamamının sahte kabul edilmesi.

Buluntu haberi araştırmacıların ilgisini çekti ve dünyanın gözü Ica’ya çevrildi. BBC, Peru Hükümeti’ne olağanüstü keşfe odaklanan bir belgesel hazırladı. Hükümet Ülkenin eski eserlerini polise haber vermeyip satarak onların yurt dışına çıkmasına yol açtığı suçlaması ile Uschuya’yı tutukladı. Uschuya 15.000 Taşın Hepsini tek tek kendisinin oyduğu itirafında bulundu, hatta bir matkapla taşları nasıl oyduğunu bile gösterdi. Sonraki yıllarda ise bunu inkâr ederek polis baskısı altında yıllar boyu hapishanelerde kalmayı istemediği için bu açıklamayı yaptığını söyledi.

Ancak bu taşlar her ne kadar Cabrera ile popülarite kazandıysa da bu taşların varlığından ilk söz edenler çok daha eski tarihlerde yaşadı. Bu taşlardan ilk söz eden kişi 1535 yılında Peru kıyılarında yaşayan bir Cizvit misyoner olan Peder Simondu.  Simon taşları gördüğünde duyduğu şaşkınlığı günlüğüne kaydetti. Avrupa’dan Peru’ya gidenler taşları ilk kez 1555’te görmüşlerdi. 1562’de Conquistadorlar taşları görmüş ve daha önce taşların üzerindekiler gibi hayvanları hiç görmediklerini söylemişler. Bazılarını 1562 veya 1563’te İspanya’ya geri gönderdiler

Buraya kadar öykü makul sınırlar içinde kalıyor ancak meslekten arkeologların bu buluntuların tamamıyla sahte olduğu iddiasında bu denli ısrarcı olması sadece buluntuların bilinen akademik tarih tezlerinin tamamı ile çöpe atılmasına yol açacak olağanüstü özellikler sergilemesinden kaynaklanmadı. Cabrera ’da bu düşünceleri adeta destekleyecek kadar saçma bir fikir öne sürdü. Ona göre eserler 450 milyon yıllıktı ve bu eserleri dünyaya başka gezegenden gelen uzaylı bir ırk yapmıştı. O ırk primatları aşılayarak zeki insanlar olmalarını sağladılar.[2]

Taşların Güney Amerika Halklarının Bilinmeyen Tarihine Işık Tutacağı Düşünülüyor

Cabrera’nın bu; bilimi bırakın olağan mantık kurallarını bile hiçe sayan iddiaları bir yana az sayıda da olsa bazı akademisyenler buluntuların sahte olmadığını, çok eski olduğunu yaptıkları ölçümlere dayanarak –elbette 450 milyon yıllık değil- iddia ediyorlar ve Güney Amerika halklarının klasik Arkeolojinin gösterdiği gibi taş devri düzeyinde teknolojiye sahip uygarlıklar olmayabileceğini, bilinen tarihin ötesinde gelişmiş bir medeniyete dayanmış olmalarının hiç de ihtimal dışı sayılamayacağını söylemekteler.

Bilindiği kadarıyla, taşların yakın zamanda üretildiğini iddia edenler tarafından Ica Taşları üzerinde hiçbir test yapılmamıştır. Ve literatürde bunlara yönelik bir eleştiri de yayımlanmamıştır. Müze sponsorluğundaki kazılar veya önde gelen arkeologlar tarafından bulunan taşlar, doğal olarak, kimlik doğrulaması yapılmadan doğru kabul edilmiştir. Ama arkeloglar tarafından değil de rehberlik de yapan yerliler tarafından çıkartılanlar ise kesin sahte kabul ediliyor. Yani ortada bir mesleki kibir ve bundan kaynaklı mantıksız bir inkârcılık da var gibi görünüyor.

Koleksiyonunun güvenilirliğini sağlamak isteyen Cabrera, eserleri üzerinde bir dizi test yaptırdı. Örneğin, 1967’de Lima’daki bir maden şirketinin personeline incelenmek üzere birkaç taşı sunuldu. Jeolog Eric Wolf, patinanın ve aşınma belirtilerinin eskiliği gösterdiği yönündeki görüşünü belgeledi.  Yani bu eserler tamamı Uschuya tarafından imal edilmiş turistik ürünler değiller. Wolf daha sonra taşları daha fazla test için Almanya’nın Bonn kentindeki bir laboratuvara gönderdi. Gelen rapora göre taşlar andezittendi ve bir patina ya da doğal oksidasyon filmiyle kaplıydı, bu da gravürleri de kaplıyordu, bu da çok eski oldukları sonucuna varılmasına izin veriyordu.

Bazı bağımsız araştırmacılar da Cabrera Ica Taşlarını analiz etme girişiminde bulundular ve bunların gerçek antik eserler oldukları sonucuna vardılar. Ryan Drum, Iowa Eyalet Üniversitesi’nden Amerikalı bir biyolog. Drum, 1970’lerde ABD’ye iki Ica Taşı getirdi ve bunların mikroskobik analizini yaptı. Drum şunları yazdı: “Stereo mikroskopta 30 ve 60 büyütmede kayaları inceledim ve belirgin bir taşlama veya cila izi bulamadım… Biraz çöl verniği vardı. Ama yaşı tahmin etmem için yeterli değil. “ (Devamı Var)


Zeen is a next generation WordPress theme. It’s powerful, beautifully designed and comes with everything you need to engage your visitors and increase conversions.

Foto Galeri

Daha Fazla İçerik
AÇIK HAVADA EGZERSİZ YASAKLANMALI VE PARKLAR KAPATILMALI MI?
%d blogcu bunu beğendi: