Kurban Dinen Zorunlu Değildir

HAYVAN KURBAN ETMEK DİNEN ZORUNLU DEĞİL (1)

Kurban İslam’ın temel direği değildir. Hacca eşlik eden Kurban Bayramı döneminde de zorunlu değildir.. Kurban olarak algılanan Hayvan Kesimi Eski Arabistan’a özgü bir gelenekti ve Allah bu geleneği biçimine dokunmadan sürdürdü. Çünkü eski Arabistan’da Hayvan hem besin kaynağı idi, hem de mülk olarak bir fedakârlık unsuru idi. Bugün bu âdeti sürdürmek durumunda değiliz. Hatta Vegan/vejetaryen diyetler etten çok daha sağlıklıdır

Said Ali Muttaqinim-Animals İn islam- Çev: Gökçen Demirağ

Ramazan Bayramından sonra Hac hazırlıklarının başlamasıyla ve ona eşlik eden Kurban bayramıyla, Müslümanlar ve Gayrimüslimler arasında hayvan kurban etme meselesi ve sonrasında İslam dünyasında et tüketimi ön plana çıkmaktadır.

Kurban İslam dünyasındaki pek çok kişi için bu hassas bir konudur. Yıllarca süren sömürgecilikten hala sersem halde bulunması nedeniyle, geleneklerin her yönünü (meşru olsun ya da sadece hissedilsin) daha fazla Batılı zafere karşı bir toplanma noktası haline getiriyor. Bu yüzden geleneği sorgulamak yerine geleneğe sıkıca sarılınmakta.  Sadece kendi kaderini tayin etme ve temel insan hakları için mücadele halen dünya çapında Müslümanlar tarafından veriliyor olmakla birlikte,  bu fiziki mücadelelere ek olarak ( Hem Doğuda hem de Batıda yaşayan Müslümanlar için, batıda yaşayanlar için biraz daha fazla), İslam dini her müminin kalbi, aklı ve ruhu için de verilen sürekli bir savaştır. Batıda Yaşadığımız her yerde inancımız hem aşağılanıyor, hem de küçümseniyor; bununla birlikte Batı tarzlarını benimsemek sözde ‘daha uygar kültür’e asimile olmak için sürekli olarak baskı altında kalıyoruz,.

Batıdaki Müslümanlar Kurbanlarını Sömürgecilik Mirasına Verir

Bu arada Batı dünyasında yaşayan birçok iyi niyetli birey kurbanını sömürgecilik mirasına, hatta Haçlı Seferi mirasına yönelik olarak “kendi yollarına” bırakır (yani bu kurbanı onlara karşı da verir ç.n), Müslüman dünyasının kalıplaşmış biçimleri, Batı kültürü içinde de yerleşmiştir; Birçok hoşgörülü, genellikle insanlığın bütününü (dini, kültürel veya ırksal olsun) aşağılamaya çalışmayan açık görüşlü insanlar konu İslam’a gelince neredeyse bir alışkanlıkmış gibi davranıyorlar ve görünüşe göre böyle davranıyor olduklarını bile bilmiyorlar. İslam’ı meşru mirasçısı olduğu Yahudi-Hristiyan Kültürünün devamı olarak görmekten ziyada ( İslam kendisini yalnızca İbrahimi geleneğin başlangıç kökü olarak değil ama onun doruk noktası olarak görüyor), geri kalmış bölge anlayışı ile –Batının kendisi olarak iddia ettiği soluk aydınlanmanın ötesinde ilkel bir kültür ve inanç olarak değerlendirilip- sürekli daha alt bir pozisyona düşüyor. Aslında İslam ve bunun sonucunda ortaya çıkan kültürümüzün, insanlık bilgisindeki gelişmelerin birçoğunu medeniyetle eşanlamlı hale getirdiğinin farkında değiller.

Müslümanlar Barbar “Öteki” Olarak Görülüyor

Hayvan refahının tartışılmasına ilişkin olarak Batılılar arasındaki bu eğilim genellikle İslam dünyasını ‘Barbar Diğerleri’ olarak nüfusu batıl inançlarla dolu ve her nasılsa akıl ve entelektüel tartışmanın dışında kalan izole bir alan ve böylelikle sonsuza dek kayıp topraklar olarak görülen etki edilmez vahşi doğa haline getirdi. Temasa geçildiğinde bu genellikle isteksizce ve küçümseyerek yapılır-‘vahşilerden kendilerini korumak için’ son çare olarak-. İslam’ın ve onun devam eden kültürünün, kendi dini inanç ve gelenekleri kadar aynı karmaşıklık ve çeşitlilik düzeyinde olduğunu görmekten ziyade, bizi ücra ve uzakta bir azınlık nüfusu olarak görmekle beraber görüşleri bir ve aynı kabul ediyorlar. Bu da geriye dönük ve alakasız demek anlamına geliyor (gerçekte biz, insanlığın en geniş kitlelerinden birini, çeşitli görüşleri ile temsil ederiz).

Bunu aklımızda tutarak hem kendi topluluğumuzun inancı, hem de insanlığın geri kalanının sürekli gelişmesinde ilk adımı atmak, ahlak ve etik konularının baskısı hakkında konuşmak Müslümanlar olarak bize kalmış bulunuyor ve aynı zamanda Batı dünyasında sonuçları hepimizi inciten yanlış anlamaları düzeltmekte öyle. Bu TEK dünya için. Yaşadığımız gezegeni daha iyi bir hale getirmek istiyorsak, tüm insanlık arasında karşılıklı saygı ve işbirliği içinde olmalıdır.

Kurban İslam’ın Temel Direği Değildir

İşte tam da bu yüzden kasıtlı olarak insanların İslam’a yönelttiği en büyük itirazlardan biri olan meseleyi ele alarak başlayalım; hayvanların kurban olarak kesilmesi ritüeli. Kurban İslam’ın temel direği değildir. Hacca eşlik eden Kurban Bayramı döneminde de zorunlu değildir. Ama bu olmadığı ya da olmaması gerektiği anlamına da gelmez. Bununla birlikte olayları bağlamsal olarak incelemeliyiz. Sadece Kurbanın İslam öncesi dönemlerini anlamak ve Müslüman dünyasındaki devam eden kurban etmelerle Kuran’ın bu konudaki reformlarını anlamak değil, ama aynı zamanda Kuran ayetlerinde olan içeriklere de bakmak gerekir. Müslümanlar ve Müslüman olmayanlar arasında olduğu gibi birçok insana göre Kuran’ın içeriği kayıp olan anahtardır.

Kuran Ütopik Bir Dünya Kurmak İçin Gönderilmedi

Kuran, ütopik bir dünya kurmak üzere yapılması gerekenler ve yapılması yasak olanların bir listesinin olduğu, bir insan topluluğunu tasarlamak için ‘gönderilmedi’. Aksine 22 yıllık bir zaman boyunca bazen Peygamber’in dualarına cevap olarak, bazen de topluluk içinde oluşan bir durumla ilgili olarak, bazen de sadıkların (müminlerin ç.n) belirli bir uygulama ile ilgili sorularına geldi. Ve her zaman sadıkların/müminlerin Allah’ı daha fazla tanıması ve Cennetle dünya arasında uyumlu yaşamaya gayret etmelerine yardım etmek için geldi. Dolayısıyla bu bağlamda Kuran’ın üzerinde yaşadıkları zaman ve mekâna tepki olarak öğretilerin derlemesini temsil ettiğini söyleyebiliriz. Bununla birlikte, bu öğretilerin özünde daha da derinlere gitmek için Kuran’ın kendisinin de o ayetlerin görünür olan harflerinin ardında alegorik anlamlar taşıdığına da dikkat etmek gerekir. Dolayısıyla bu bağlamda, ayetlerin altta yatan anlamlarının açık ifadelerin içerdiği durumların dışındaki durumlarda da geçerli olduğunu kabul etmeliyiz

Eski Arabistanla Başlayalım

Bunu akılda tutarak, hayvan kurbanına ilişkin İslam öncesi Arabistan’daki durumla başlayalım. Yalnızca putperest Araplar, korunma talebi ya da biraz lütuf veya maddi kazanç umuduyla çeşitli Tanrılara kurban vermiyordu, o günün Yahudileri de “Tek Gerçek” Tanrıya kurban etme ve yakmalık sunumlarla Tanrının gönlünü kazanmaya çalıştılar. Hıristiyan topluluk bile, İsa’yı son kurban olarak görüyor, nihai kuzu, söylemek gerekirse, başka türlü geçerli olan bit hayvan kurban geleneği oluşturuldu (insanın günahlarının başka birinin kanı tarafından bağışlandığı) .

Bununla birlikte İslam devam eden bu ‘öfkeli Tanrı’nın gönlünü kazanma geleneğinden koparak, bunun yerine kişisel kurban talep etmenin yerine ölümden önce ölmenin tek yolu olarak boyun eğmek ve ‘Fena’ ya da ‘Allah’ta yok olma’ ya ulaşmaktır. “Günahın vekâleten kefareti” kavramı (birinin günahlarını bir başkasının kanı vasıtasıyla kabul etmek) Kuran’da hiçbir yerde bulunmamaktadır. Birinin hayatını Allah’a sunarak Allah’ın gönlünü kazanmaya yönelik de lehte olan bir şey yok.  İslam’da bir fedakârlık olarak talep edilenlerin hepsi kişinin kendi egosunu ve şahsi iradesini Allah’a sunma isteğidir.

İshak/İsmail’in Kurban Oluşu Fedâkarlıktı

Birisi Kuran’ın Yahudi-Hristiyan dünyasındaki en ünlü hikâyelerden birine nasıl baktığına değinmek zorundadır: İshak’ın kurbanı (burada İslam dünyasında İsmail’in kurbanı olarak görülüyor).Fedakârlığa ve Allah’ın kan ile yatıştırılıp yatıştırılmadığına ilişkin belirgin bir fark görmek için bakılmalıdır. İsmail’in kurbanı konusunda Kurani açıklama sonunda kan kefaretine karşı konuşur. “Böylece onunla beraber çalışma çağına eriştiği zaman dedi ki: “Ey oğulcuğum! Gerçekten ben, uykuda seni boğazladığımı gördüm. Haydi, bak (bir düşün). Bu konudaki görüşün nedir?” (İsmail A.S): “Ey babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi. Ne zaman ki ikisi de bu şekilde (Allah’a) teslim oldular, (İbrahim) onu tuttu şakağına yıktı (şakağı üzerine yatırdı). Biz de ona şöyle seslendik: “Ey İbrahim!” “Rüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki, biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.” Şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı.” (dedik) Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.” (Saffat Suresi 102-107 Ayet)… (Devam Edecek) (Animals İn İslam)

Zeen is a next generation WordPress theme. It’s powerful, beautifully designed and comes with everything you need to engage your visitors and increase conversions.

Foto Galeri

Daha Fazla İçerik
KESK İHD Açıklama
‘TÜRKİYE ÇOCUK VE KADINLAR İÇİN TEHLİKELİ BİR ÜLKE OLDU’
%d blogcu bunu beğendi: