AOÇ Kapak

BİR ÇEVRECİ OLARAK ATATÜRK (1)

Atatürk bir çevrecidir, Ekolojist değildir. Doğaya uygun sınırlar içinde yaşama idealini esas edinen, tüm canlılar arasında hiyerarşi içermeyen bir bütünlükle hayata bakan ekolojizm o çağın insanına yabancıydı. Bu bakımdan onu ekolojizmin değerleri ile yargılamak adaletsizlik olur. Ancak diğer yandan Atatürk şimdiki takkeli kapitalist ilerlemeciler gibi doğa düşmanı birisi değildir. O doğayı seven ve doğayı yok etmeden gelişmek isteyen bir liderdi.

Viyanalı Psikanalist Sigmund Freud bir insanın Ruh dünyasını anlamada en önemli şeyin çocukluk çağı olduğunu söyler. Atatürk’ünde bütün hayatını belirleyen en önemli şey çocukluğu oldu. Çocukluğunda bir çiftlikte yaşaması onun sonraki yıllarında ağaçlara ve doğaya verdiği önemde merkezi bir rol oynayacaktı. Atatürk’ün doğayla ilişkisini iki mihenk taşı ile ele almak mümkündür. Birisi onun 19 yy zihin dünyasında biçimlenmiş biri olarak ilerlemeye olan inancıdır.  Bu inanç 197o’lerin Politik Ekoloji dünyasından bakarsanız doğayla uyumlu bir ekolojik dönüşümle çelişir Bu bakımdan Atatürk bir çevrecidir. Ekolojist değildir doğayı ve doğaya uygun sınırlar içinde yaşayan, tüm canlılar arasında hiyerarşi içermeyen bir bütünlükle hayata bakan ekolojizm o çağın insanına yabancıydı. Bu bakımdan onu ekolojizmin değerleri ile yargılamak adaletsizlik olur. Ancak diğer yandan Atatürk şimdiki kapitalist ilerlemeciler gibi doğa düşmanı birisi değildir. O doğayı seven ve doğayı yok etmeden gelişmek isteyen bir liderdi. Bu nedenle onun anlam dünyası içinde doğanın yerini belirlersek onun doğaya değer veren çorak bir bozkır olan Anadolu’yu yemyeşil görmek isteyen bir lider olduğunu görürüz.

Ataturk Çiftlik Hayatı Doğa Sevgisi
Atatürkün Doğa Sevgisini Şekillendiren Çiftlik Hayatı Oldu

Çiftlik Hayatı Onda Doğa Sevgisi Yerleştirdi

Mustafa Kemal Atatürk’ün de anılarında bahsettiği gibi babası Ali Rıza efendinin, ölümünden sonra dayısı Hüseyin ağanın yanına yerleşirler. Hüseyin ağa Selanik’e 30 km uzaklıktaki Langazada Rapla çiftliğinde kâhyalık yapmaktaydı. Burada, ovanın yazın kurak, kışın batak olan kırmızı toprağında çeşitli ekinler yetişiyor ve hasattan sonra ekin diplerinde hayvanlar otluyordu. Mandalarla çift sürülürken peşlerinden giden uzun bacaklı leylekler saban izleri gagalıyor ve gıcırtılı kağnılar ürünleri pazara taşıyordu. Yeşilin, toprağın, suyun ve gübrenin kokusunu içine çeken Mustafa Kemal ömründe ilk olarak toprağa ve tabiata karşı bir sevgi duymaya başladı. Açık havada yaşamaktan hoşlanıyordu. Yeşille, toprakla, kuşla, böcekle kısacası doğayla iç içe olduğu çiftlik yaşamının Atatürk’ün kişiliğinin oluşmasında önemli bir yer tuttuğu söylenebilir. Çünkü O yaşamı boyunca çiftlikler kuracak, hayvan yetiştirecek ve ağaçlandırmaya büyük önem verecektir.

Ata Atatürk Orman Çiftliği Denetim
Atatürkün Doğa Sevgisinin Projeleşmiş Hali Ankara Gibi Bir Bozkırın Ortasında Beliren Atatürk Orman Çiftliğidir.

Burası Vatan Toprağı Kaderine Terk Edilemez

Atatürk’ün doğayı ve ağacı sevmesinin en belirgin örneklerinden birisi de hiç kuşkusuz Atatürk Orman Çiftliğidir. AOÇ Müdürlüğü ve 1927 den 1952 ye kadar milletvekilliği yapan Tahsin Coşkan, o yıllarda genç bir ziraat mühendisidir. Atatürk bir gün “Gel Tahsin seni bir yere götüreceğim, fikrini almak istiyorum” der. Birlikte giderler. Tahsin Bey Ata’nın gösterdiği yere bakar. Burası bataklık, sivrisinek içerisinde, hayvan leşlerinin olduğu berbat bir arazidir. Atatürk, bütün masrafları cebinden olmak üzere burayı bir çiftlik yapmak istediğini söyler. Tahsin Bey: “Paşam buranın ıslahı ya sizin paranızı tüketir, ya da zamanınızı. Neden bu kadar mümbit topraklar varken burayı tercih ettiniz?” der. Atatürk’ün cevabı kesindir: “Ben zor olanı yapayım da siz arkamdan kolayları nasılsa yaparsınız” Tahsin bey “Paşam burada bir şey yetişmez pek uğraşmayın” diyerek karşılık verir. Atatürk bunun üzerine: “Tahsin buraya ziraatçıları getir ve incele, bana da resmi rapor getir.” Tahsin Coşkan gereken incelemeyi yaptırır ve ” Burada bir şey yetişmez” yazılı ziraatçılar tarafından bir yazıyı götürür. Atatürk yazıyı okur ve yanına aynen şu cümleyi yazar: “BURASI VATAN TOPRAĞIDIR, KADERİNE TERKEDEMEYİZ”

Atatürk Orman Çiftliği Arazi Belirleme
Ata Atatürk Orman Çiftliğinin Bataklık Arazisinde Bir Orman Ve Çiftlik Olacağını Biliyordu.

Çevreci Vatanseverlik

Bu cümle bugünün soyut vatanseverliğinden farklı olarak ülkeyi doğası ile bir bütün olarak sevmeye dayanan çevreci bir vatanseverlik, hatta milliyetçilik anlayışı içerir. Tam da böyle birisi olduğundan bir müddet sonra burası akasyalarla, köknarlarla, çamlarla ağaçlandırılır. Havuzlar yapılır bütün masrafları da Atatürk tarafından karşılanır. Atatürk Çok mutludur.

Köylülerden Öğrenen Bir Ağaç Sevdalısı

Nebizade adlı arkadaşı bir gün ” Paşam senden başka bir tek kişi burada ağaç yetişeceğine inanmadı. Peki, sen nasıl anladın burada orman olacağını?” der. Atatürk “Gel gel Nebizade gel… Şimdi anlatacağım sana. Hani, Tahsin Coşkan’ın burada bir şey yetişmez dediği günün akşamı tebdili kıyafetle Çankayadan kaçtım. Buradaki köylere geldim. Köylüler beni tanımadılar. Ağalar dedim burada ağaç yetişmeyeceğini en kolay yoldan nasıl ispat edersiniz dedim. “Al dediler” bana bir testi su verdiler, birde kazma kürek. “Kaz orayı, iki gün sonra gel biz sana ne olacağını söyleriz” dediler. Ah… o iki gün Çankayada nasıl geçti, bir Allah bilir bir de ben. İki gün sonra gittim testiyi çıkarttım. Testinin içindeki su bitmişti. Köylülere uzattım. Dediler ki bana “Ağa testide su kalmamış, toprak su emiyor, bakma bunun üstünün kuru olduğuna, biraz uğraş burada ne ekersen onu biçersin” ve hani Tahsin Coşkanın o raporu bana getirdiği gün ben çoktan projeye başlamış epeyce de ilerlemiştim” der.

Zeen is a next generation WordPress theme. It’s powerful, beautifully designed and comes with everything you need to engage your visitors and increase conversions.

Foto Galeri

Daha Fazla İçerik
Kuzguncuk Eski Mahalle Dokusunu Koruyor
KUZGUNCUĞA BEDEL ÖDETİLİYOR
%d blogcu bunu beğendi: