BAE’Lİ ŞİRKET MASSAİLERE BELA OLDU

Petrol Parası ile beyaz efendilerinden sömürgecilik talimi yapan Körfez Arapları Afrikanın doğasına ve yerli halklarına musallat oluyor. BAE Kraliyet Ailesinin sahibi olduğu Ortello Business Company Tanzanya hükümetini satın alarak Massai kabilesinin otlaklarını körfez zenginlerinin avlanması için tahsis ettirdi. Tahsisin gerçekleşmesi için de kabile topraklarını boşaltma kararı aldı ve uygulamaya koydu. Beyaz efendilerinden öğrendiklerini harfiyen uygulayan çürümüş arap oligarşisine karşı massai halkının tek güvencesi batılı insan hakları örgütleri ki bu da bir başka trajedi. Aynı alt sömürgeciler AKP eli ile kanal istanbul adı verilen sömürgeleştirme projesi bahanesiyle İstanbulun kuzeyindeki ormanları ve köyleri ortadan kaldırıyor.

Tanzanya’nın Loliondo bölgesini turizme açarak Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) merkezli bir turizm şirketine tahsis eden Tanzanya hükümeti, bölgede yaşayan yerli Maasai halkını tahliye etmeleri için kolluk kuvvetlerini gönderdi. Maasai halkı ise tahliyeye direniyor. Bu plan ile bölgedeki 70 bin Maasai tahliye edilmek isteniyor. 1500 kilometrekarelik arazinin ellerinden alınarak BAE kraliyet ailesine ait bir avcılık firması olan Ortello Business Company’ye tahsis edileceği belirtiliyor.

Şirketin yaban hayatına dönük musallat olmasına ve yerli topluluklarını bu uğurda topraklarından edilmesi ile ilgili sicili çok kötü. Geçtiğimiz yıl da, ekosistemleri koruma bahanesiyle daha fazla turist çekmek için hükümet emriyle evleri yakıldığı ve çiftlik hayvanları yerinden edildiği için on binlerce Maasai evsiz ve açlıkla karşı karşıya kaldı. Köylüler evlerinden tahliye edildi; hayati öneme sahip otlaklara ve sulama kuyularına erişimleri engellendi; ve bölgedeki iki yabancı sermayeli turizm şirketi nedeniyle gözdağı, tutuklama ve fiziksel saldırı ile karşı karşıya kaldılar.  Topluluk liderleri, okul öğretmenleri ve organizatörler, karşılaştıkları zorluklar hakkında konuştukları için tutuklandı. Tanzanya hükümeti, yabancı turistlere daha fazla arazi açmak için Massaileri gitgide daha küçük toprak parçalarına itmeye, sığır otlatmayı ve ev bahçelerinin ekimini yasa dışı hale getirmeye devam etti. Sonuç, Massailer arasında ve özellikle çocukları arasında yaygın bir açlık ve hastalık Bu süreçte Paramiliter gruplar, polis ve ordudan oluşan hükümete bağlı güçler direniş gösteren massai halkının üzerine kurşun yağdırdı.

Kraliyet Ailesinin Özel Avlağı Yapılacak

11 Ocak 2022’de Tanzanya hükümeti,Yalnızca Birleşik Arap Emirlikleri Kraliyet Ailesi’ne ait bir avcılık firması olan Ortello Business Company tarafından ganimet avcılığı ve turizm için kullanılacak bir vahşi yaşam koridoru oluşturmaya yönelik çekişmeli planlarına yeniden başladı. Plan atalarının topraklarından 1500 kilometrekarelik 70.000’den fazla Massai kırsal topluluğunu mülksüzleştirmeyi içeriyor. Tanzanya hükümetinin Bölge Komiseri, arazinin yasal olarak Ngorongoro Bölgesi Loliondo Bölümünde kayıtlı olmasına ve bölgeyi nesiller boyu ekolojik bakımdan sürdürülebilir bir şekilde bırakmalarına rağmen ve  Massai’li çobanlar için hayati öneme sahip olmasına rağmen, hükümetin kararı hakkında onları bilgilendirmek için köy başkanlarıyla bir araya geldi. Binlerce Massai protesto etmek için toplandı ve karar geri alınana kadar gitmemekte kararlı olacaklarını ifade ettiler.

Maasai halkının mülksüzleştirilmesini kolaylaştırmak için Tanzanya hükümeti, UNESCO Dünya Mirası Komitesi’nin (WHC-World Heritage Conservation) yoğun etkisi ile oluşturulan Ngorongoro Koruma Alanı’nda (NCA-Ngorongoro Conservation Area ) çoklu arazi kullanımı ve yeniden yerleşim planını uygulamaya hazırlanıyor. NCA planı, Ngorongoro Koruma Alanı’nı dört bölgeye ayırmayı içeriyor; şu anda kırsal toplukların yaşam alanı olan bölgenin en az %82’si koruma alanı olarak belirlenecek ve kalan %18’i insanlar ve vahşi yaşam için çoklu arazi kullanımı için sınıflandırılacaktır. Plan, bölge sakinlerini bu bölgeden çıkarmayı ve halihazırda bu arazide kalan tüm sakinleri plandaki topraklarının sadece %18’ine yerleştirmeyi öngörüyor. Bu plandan, çoğunluğu Massailer den oluşan 80.000 bölge sakini etkilenecek.

Yaban Hayatını Koruma Bahane

Plan sözde vahşi hayatı korumayı vaadediyor ancak gerçek farklı ve tam bir arazi gaspı. Yapılan araştırmalar Tanzanya hükümetinin, koruma ve turizm kisvesi altında Massai’leri tahliye etmek için yabancı şirketlerle – özellikle Ortello Business Company ve bir Amerikan safari işletmesi olan Tanzania Conservation Ltd (TCL) ile gizli işbirliği içinde çalıştığını ortaya koydu. Plan korumanın aksine, bölgedeki binlerce nadir hayvanın öldürülmesine ve birçoğu evsiz kalan ve evleri yakıldıktan sonra açlıkla karşı karşıya kalan on binlerce Maasai’nin şiddetli tahliyesine yol açtı. Tahliyeler, yoğun uluslararası baskının ardından eski Başbakan Mizengo Peter Pinda tarafından 2013 yılında durdurulmuştu. Benzer şekilde, 2018’de Doğu Afrika Adalet Divanı, Masaai topluluğu lehinde karar verdi. Bu aynı araziyi yeniden ele geçirme girişimi, bütün bu kararları açıkça ihlal ediyor gibi görünüyor. Köy başkanları  Doğu Afrika Adalet Divanına tahliye kararını acil durdurma emirleri için başvurdu. Bu planlar başarılı olursa, kısıtlı erişim ve müteakip tahliyeler, tahminen 167.000 yerli üyeyi atalarının topraklarından uzaklaştıracak; buna şu anda tamamen NCA içinde yaşayan 97.000 kişi ve Loliondo ve çevresinde yaşayan 70.000 kişi dahildir.

Oakland Enstitüsü İcra Direktörü Anuradha Mıttal “Maasai halkının BAE kraliyet ailesini memnun etmek için bir kez daha tahliyeyle karşı karşıya kalması, Tanzanya hükümetinin bölgeyi nesiller boyu sürdürülebilir şekilde bırakarak koruyan yerli halk pahasına turizm gelirlerine öncelik vermeye devam ettiğini gösteriyor.” Diyerek kirli ittifaka ışık tutuyor.

“Bizi Ortadan Kaldırmak Yaban Hayatınsını Sağlığına Zarar Verir”

Tahliye Bölgesinde yaşayan yerli halktan birisi “Hükümetin kendi raporları bile, plan’daki bölgede yaşayan yerlilerin vahşi yaşamı kaçak avlanmaya karşı başarıyla koruduğunu kabul ediyor. Bizi ortadan kaldırmak, yalnızca bin yıldır birlikte yaşadığımız vahşi yaşamın sağlığına zarar verir.” Diyerek yerli halk ile bölgedeki vahşi yaşam arasındaki organik bağa işaret ediyor.

Yerel Massai aktivisti ve bir topluluk temsilcisi ise “Biz Massai Yerli topluluğu, topraklarımıza ve haklarımıza saygı gösterilmesi için uluslararası destek talep ediyoruz. ‘korunan alanlar’ efsanesi sadece insan olarak haklarımızı değil, toprakla ilgili sorumluluklarımızı yerine getirme yeteneğimizi de elimizden alıyor. Bu topraklar elimizden alınırsa bizi ruhlarla, hayvanlarla, bitkilerle, suyla ve toprakla buluşturan ortak yaşamımız bozulur. Tanzanya, özgür, önceden ve bilgilendirilmiş rıza ilkesini destekleyen Birleşmiş Milletler Yerli Halkların Hakları Bildirgesi’nin (United Nations Declaration on the Rights of Indigenous Peoples-UNDRIP) imzacısıdır. Tanzanya hükümetinin bizi atalarımızın topraklarından çıkarma planını derhal durdurmasını ve davanın sonuçlanmasını beklemesini istiyoruz.” Diyerek batılı insan hakları örgütlerinden, yerli dostu kamuoyundan ve BM’den gelmesini istedikleri desteği dile getiriyor.

Topluluğumuz Yok Olur

Protestoya katılan yerel bir geleneksel Massai lideri şunları söyledi : “Gidecek başka bir yerimiz yok. Bu toprakları kaybetmek topluluğumuzun yok olması anlamına gelecektir. Çevremize özen gösterdik ve diğer canlı ve cansız varlıklarla uyum içinde yaşadık. Ve çok eski zamanlardan beri yaşadığımız geleneksel yaşam tarzımızı kaybetmeye hazır değiliz. Turistler, yaşamlarımız ve doğa arasındaki dengeyi nasıl sağlayabildiğimizi görmek ve merak etmek için her alanda anavatanlarımıza akın ediyor. Pastoralizm koruma ile uyumludur. Birçok çalışma doğruladı.  Vatanımızın %70’inden fazlası koruma ve yatırım amacıyla alınmıştır. İnsan hakları örgütlerine, medyaya ve Yerli insan haklarına değer veren diğer vatandaşlara, içinde bulunduğumuz kötü durumu paylaşmaya ve Tanzanya hükümetine vatandaşlarının ve özellikle Yerli halkın haklarına saygı duyması için baskı yapmaya çağırıyoruz. Çevremizi herkesten daha fazla koruma ve özen gösterme yeteneğine sahibiz ve bunu çok uzun zamandır kanıtladık.”

Koridorun bir bölümünü temsil eden Massai politikacısı Daniel Ngoitiko, duyurunun binlerce Massai kabilesi için varoluşsal bir tehdit oluşturduğunu söyledi. “Halkımın geçimi tamamen hayvancılığa bağlı” dedi. “Otlatacak toprağımız yoksa öleceğiz”

Binlerce Massai insanı, ganimet avcılarına ve korumacılığa yer açmak için hükümetin kendilerini tahliye etme girişimlerine karşı düzenlenen protestolara yönelik polisin acımasız bir baskısıyla evlerinden kaçtı ve çalılıklara kaçtı. 8 Haziran’da düzinelerce polis aracı ve tahmini 700 memur, Maasai arazisinin 1.500 km2’lik bir alanını Av Hayvanları Koruma Alanı olarak sınırlamak için dünyaca ünlü Serengeti Ulusal Parkı yakınlarındaki Loliondo, N. Tanzanya’ya geldi. 10 Haziran’da, onları tahliye etme çabalarını protesto etmek için toplanan Massai mensuplarına ateş açtılar: en az 18 erkek ve 13 kadın vuruldu ve 13’ü palalarla yaralandı. Bir kişinin öldüğü doğrulandı. Olayların ardından Polis deyim yerinde ise sürek avı başlattı. Köylerde evler basıldı ve gösterilere katılanlar acımasızca dövüldüler. . 90 yaşındaki bir adam, oğlu olayları kameraya almakla suçlandığı için polis tarafından dövüldü. Sadece bir köyde, aralarında çocukların da bulunduğu en az 300 kişinin çalılıklara kaçtığı bildiriliyor. Bir düzine kişi ise tutuklandı. Üç kişinin durumunun ise ağır olduğu bildirildi. Devlet şiddeti karşısında massai topluluğundan bir çok kişi komşu kenyaya sığınmak için sınıra doğru yürüyüşe geçti.

Doğu Afrika Adalet Divanı Kararları Hiçe Sayılıyor

Kendi güvenliği için ismini vermeyen bir Massai lideri şunları söyledi: “Hükümetimiz, bizi topraklarımızdan çıkarmak için ordunun tüm gücünü serbest bırakmaya karar verdi, birçok kişiyi ateşli silahlarla yaraladı, çalılıklarda dolaşan çocuklar bıraktı ve biz de çalılar arasında uyumak için harekete geçtik. Hükümet yaralıları tedavi etmeyi reddediyor. Birçok insan yemeksiz. Ve burası bizim ata topraklarımız. BAE liderlerinin lüks avı için topraklarımızın alınması barbarca .”

İnsan hakları grupları, Tanzanya hükümeti ve yetkililerinin köylüleri korkutarak, taciz ederek ve onlara saldırarak toprak anlaşmazlığına ilişkin 2018 Doğu Afrika Adalet Divanı (EACJ) emrini ihlal ettiğini söylüyor.

Yerel Maasai topluluğu temsilcileri adına Orman Halkları Programı tarafından yayınlanan bir rapora göre, Doğu Afrika Adalet Divanı’nda devam eden bir davaya rağmen, yetkililer araziye “şiddetle el koyuyorlar”. Ayrıca 700 kadar kişinin şiddetten kaçtığını ve en az dokuz topluluk liderinin bilinmeyen yerlerde gözaltına alındığını söyledi. Tanzanya’nın Ngorongoro’nun Loliondo bölgesinden en az 700 Massai köylüsü, insani ve tıbbi yardım almak için sınırı geçerek Kenya’ya akın etti.

“Burası Benim Evim”

Başka bir Maasai adamı Survival’a şunları söyledi: “Bu yeri seviyorum çünkü burası benim evim… Topraklarımızı istiyorlar çünkü su kaynaklarımız var ve onları koruduğumuz için onlara sahibiz. Nesiller boyu vahşi yaşamla birlikte yaşıyoruz. Massai’yi istemiyorlar çünkü buraya gelen insanlar Massai’yi görmek istemiyor. Önceleri turizm hakkında çok fazla (iyi ya da kötü) düşünmüyorduk ama şimdi turizmin parayla gelen insanlar olduğunu anlıyoruz, bu da hükümeti ‘Maasai’yi göç ettirirsek, buraya daha fazla paralı insan gelir’ diye düşündürüyor.

Survival International’dan Fiore Longo ise şunları söyledi: “Loliondo’da olup bitenler hızla insani bir felakete dönüşüyor, korumanın gerçek yüzünü ortaya çıkaran bir felakete dönüşüyor . Maasailer, sırf atalarının topraklarında barış içinde yaşamak istedikleri için ve hepsi de ganimet avına ve “koruma”ya yer açmak için vuruluyor. Bugün şiddete maruz kalan birçok Massai 1959’da İngiliz sömürge yetkilileri tarafından Serengeti’den tahliye edildi, yani şu anda olan şey aslında sömürge geçmişinin bir devamı. Tanzanya’da gördüğümüz bu şiddet, Afrika ve Asya’daki koruma gerçeğidir: Yerli Halkların ve yerel toplulukların insan haklarının günlük ihlalleri, böylece ‘zenginler’ avlanıp safariye gidebilir. Bu suistimaller sistematiktir ve ırkçılık ve sömürgeciliğe dayalı baskın koruma modeline yerleştirilmiştir. Temel anlayış korunan alanlardaki insanların – özellikle beyaz olmayanların – çevre için bir tehdit oluşturduğudur. Ancak Yerli Halklar orada nesillerdir yaşıyorlar: Bu bölgeler şimdi önemli doğa koruma alanları çünkü asıl sakinler topraklarına ve vahşi yaşamlarına çok iyi baktılar. ‘Koruma’ adına işlenen insan hakları ihlallerine artık göz yumamayız. Bu koruma modeli son derece insanlık dışı ve etkisizdir vekesinlikle değiştirilmelidir.”

Not: Körfez ülkelerinden BAE Petrol zenginliğini bir yeni sömürgecilik faaliyetine dönüştürmekte diğer petrol oligarşileri olan körfez ülkelerinden daha önde. İngiliz sömürgeciliğinden öğrenme konusunda mahir olan BAE Türkiyeyi de AKP ile sömürgeleştirecek bir çok girişimde ön planda yer alıyor. Emperyalizmin ağası ABD’nin körfezdeki yeddi emini Katar ile beraber İstanbulun kuzey ormanlarının istilası demek olan Kanal İstanbul adlı yalan ekseninde İstanbulun kuzeyindeki arazilerin gaspında pek bir mahir davranmakta. Yeryüzünden Haberler olarak bu beyazlaşmış arap sömürgecilere karşı eyleme geçilmesi çağrısında bulunuyoruz.

Zeen is a next generation WordPress theme. It’s powerful, beautifully designed and comes with everything you need to engage your visitors and increase conversions.

Foto Galeri

Daha Fazla İçerik
Aliağa da Kuşların Yaşam Alanı Sulak Alana Beton Dökülüyor
ALİAĞADA DOĞAL YAŞAMA BETON DÖKÜLÜYOR
%d blogcu bunu beğendi: